Kiev, yazana cömert, İstanbul’a hayran şehir Kiev cömert şehirdir, yazarken yer ve konu bulmada sorun çıkarmaz. Bu da aslında neyi yazmayı öncelemeniz gerektiği konusunda karşınıza zor bir ikilemi beraberinde getirir. Her ne kadar 482 yılında kurulsa da şehrin bugüne ulaşan en eski iki yapısı aslında Kiev’i, Osmanlı’nın Pay-i Tahtı olmadan önce Roma’ya ve akabinde Doğu Roma’ya başkentlik yapan İstanbul’a götürür. Çünkü bu iki yapı da, hayat bulduğu şehri o dönemde birçok başka şehrin yapmaya çalıştığı gibi İstanbul’a benzetmek için inşa edilmiştir.

Continue reading

Kiev’in eski Suriçi bölgesinde, şehrin zarif ve özel binası Aktörler Evi ile, İstanbul’un yüzyıllarca yıl finans merkezi olan bugün ise gelişen turizmle her geçen gün yeni bir çehreye kavuşan Karaköy semtini birbirine bağlayan bir halk vardır ve bu halk Karay Türkleri’dir. Karaylar, Museviliğin Karai mezhebine bağlıyken, inanç ve ibadetlerinde yalnızca Museviliğin kutsal kitabı Eski Ahid’i yani Tevrat’ı göz önüne alırken, daha sonradan ortaya çıkan yazılı ve sözlü geleneği ve Tevrat’ın bir nevi tefsiri olarak nitelendirebileceğimiz Talmud’u kabul etmezler.

Continue reading

Kiev’in eski Suriçi bölgesinde, şehrin zarif ve özel binası Aktörler Evi ile, İstanbul’un yüzyıllarca yıl finans merkezi olan bugün ise gelişen turizmle her geçen gün yeni bir çehreye kavuşan Karaköy semtini birbirine bağlayan bir halk vardır ve bu halk Karay Türkleri’dir. Karaylar, Museviliğin Karai mezhebine bağlıyken, inanç ve ibadetlerinde yalnızca Museviliğin kutsal kitabı Eski Ahid’i yani Tevrat’ı göz önüne alırken, daha sonradan ortaya çıkan yazılı ve sözlü geleneği ve Tevrat’ın bir nevi tefsiri olarak nitelendirebileceğimiz Talmud’u kabul etmezler.

Continue reading

İstanbul-Taşkent uçağının ön kısmındaki takım elbiseli yolcuların, yeniden dünyaya açılan Özbekistan’da iş yapan ya da yapmayı planlayan Türk işadamları olduğu ilk bakışta belli olurken, aynı bölümdeki sayıları hiç de azımsanmayacak rahat giyimli Batılıların ise kim olduğunu ancak sohbete daldığımız koltuk komşum Münihli AB diplomatından öğreniyor, Özbekistan’a ve Taşkent’e ilişkin ilk bilgileri de ondan alıyorum. Yalnız Özbekistan’a değil, Ukrayna dahil eski Sovyet Coğrafyasına ilişkin ifadeleri şaşırtıcı biçimde rafine. Yine kendisi gibi Brüksel ve Viyana’da görevli diplomat arkadaşlarıyla birlikte Taşkent, Buhara, Semerkant ve Aral Gölü’nü kapsayan iki haftalık bir tatile çıktıklarını anlatırken, bana Rus avant-garde’nın St.

Continue reading

Kasım ayının son cumartesi günü Ukrayna’da Holodomor(Golodomor) kurbanları anılır. Holodomor, dünyada pek bilinmese de insanlık tarihinin en büyük felaketlerinden biridir ve Ukraynalılar için en az 2. Dünya Savaşı kadar iz bırakmış önemli bir vakadır. Holodomor, 1932-33 yıllarında, kıtlık nedeniyle Sovyetler Birliği’nde özellikle bugünkü Ukrayna’da ve Rusya’nın tarım zengini Kuban Bölgesi’nde milyonlarca insanın ölmesi hadisesidir. Bu kıtlık bazı çevrelere göre artan Ukrayna nüfusunu, kendisi ve Sovyetler Birliği’nin geleceği için bir tehdit olarak gören Stalin tarafından bilinçli olarak planlandı, dolayısıyla bu hadise Ukrayna halkına karşı bir soykırımdır.

Continue reading

Türkiye sınırına yaklaşık 150 km mesafedeki Filibe, 6.000 yılı aşan tarihiyle Avrupa’nın en eski şehirleri arasında gösteriliyor. 500 sene Osmanlı hakimiyetinde kalan kent, bugün modern Bulgaristan’ın bir parçası olmakla birlikte önemli ölçüde Türk izleri taşıyor. Filibe ismini ilk olarak Osmanlı Padişahı I. Murat’ın Balkanlar’da yaptığı fetihleri okurken görmüştüm. Şehrin Bulgarca Plovdiv olarak adlandırıldığına ise 90’lı yılların başında şehrin takımlarından Botev Plovdiv’in Fenerbahçe ile Avrupa kupalarında karşılaşması ile vakıf oldum. O sene, Rıdvanlı Fenerbahçe zor da olsa rakibini eleyerek, bir üst tura çıkmıştı.

Continue reading

Bir şehri şehir yapan içindeki insan kadar, o şehrin caddeleri, sokakları, binaları, ağaçları, parklarıdır da. Lise yıllarımda, kadim dostum Mert Nuhoğlu ile İstanbul’u parçalara ayırır, her hafta sonu yürüyerek bu parçalardan birini gezerdik. Başlangıç noktamıza varış hariç hiç ulaşım aracı kullanmadan onlarca saat yorulmadan, büyük bir keyifle caddeleri, sokakları arşınlardık. Bir gün Üsküdar’dan, Anadolu Kavağı’na yürür, bir başka gün Haliç kıyılarını gezer, başka bir gün ise Beşiktaş sahilinden Sarıyer uzanan bir rota çizerdik.

Continue reading

Ukrayna yüksek öğrenim konusundaki mirasını önce İmparatorluk Rusyası, sonra ise Sovyetler Birliği dönemindeki yatırımlara borçludur. Ukrainler’in bilimde, sanatta, kültürde bu iki devletin dinamosu olduğunu söylersek, yanlış bir tanımlama yapmış olmayız. Yüksek öğrenime katılım oranında dünyada 8. sırada gelen Ukrayna’da her ne kadar eğitim sisteminin yozlaşması, bu alandaki yolsuzluklar, nitelikli akademisyen eksikliği, üniversitelerin rekabetçi olamaması, eğitim yöntemlerinin eskiliği gibi konular sıkça tartışılsa da, ülkenin köklü yüksek öğrenim geleneği ve üniversitelerin geçmişteki sıradışı başarıları bir gerçeklik olarak önümüzde durmaktadır.

Continue reading

Osmanlı imparatorluk tarihinin önemli bir bölümü Avusturya, daha sonra ise Avusturya Macaristan İmparatorluğu ile Doğu Avrupa’nın ve Balkanlar’ın kontrolü için yapılan savaşlarla geçmiştir. Lisedeki tarih hocamız, Osmanlı İmparatorluğu’nun duraklama dönemine girmesinin sebeplerinden biri olarak, pay-ı tahtın doğal sınırlarına ulaşmasını, genişleyebileceği yönlerde güçlü devletler, imparatorluklar ile çevrelenmesini de sayardı. Onun batı sınırlarında artık Avusturya, daha sonra ise Avusturya Macaristan İmparatorluğu vardı. Osmanlı İmparatorluğu’nun gerileme devri, 1683 yılında II. Viyana kuşatmasındaki bozgun sonrası yapılan savaşlar ve 1699’da imzalanan Karlofça Antlaşmasıyla biten süreçle başlarken, yüzyıllarca rakibi olan bir başka büyük imparatorluk Avusturya Macaristan’ın çöküşü ise I.

Continue reading

Çernovtsi geçtiğimiz günlerde Focus Dergisi tarafından Ukrayna’nın en yaşanılır yerleşim yeri şeçilmişti. Şehir, bu sıralamadaki birinciliğini hak ediyor doğrusu. Kiev’e 480 km mesafedeki bu kente yolum ilk düştüğünde hava artık kararmış, Batı Ukrayna’nın neredeyse tamamını kapsayan bir iş yolculuğunun sonunda, çalışma arkadaşım Saşa’dan direksiyonu devralmıştım. Biraz da doğaçlama gelişen bir seyahat olduğundan kalacağımız oteli önceden kararlaştırmamıştık. Bazıları tek yön olan, arnavut kaldırımı döşenmiş Çernovtsi’nin dar sokakları, Ukrayna’da değil de adeta bir Romen ya da bir Orta Avrupa kasabasında hareket ediyoruz hissi veriyordu bize.

Continue reading

Geçtiğimiz haftalarda dünyanın en prestijli ve tanınmış ödülü olan Nobel Ödülleri’nin bu seneki sahipleri açıklanmaya başlandı. Geleneğe göre sahipler daha önce açıklanmakla birlikte, ödüller Nobel ödüllerinin fikir babası ve Nobel Enstitüsünün kurucusu Alfred Nobel’in ölüm yıldönümü olan 10 Aralık’ ta veriliyor. Nobel ödülleri ve Nobel ödülü hakkında çoğumuzun az ya da çok bilgisi vardır.Öğrenim yaşamımızdan, gazetelerden, televizyonlardan bu ödül hakkında birçok bilgi duymuşuzdur. Nobel’ in dinamiti bulduğu, bu sayede müthiş bir servet edindiği ancak dinamitin insanlığın yararına kullanılmadığı için vicdan azabı çektiği ve tüm varlığını gelecek kuşakların yararlanması için insanlığa armağan ettiği onun hakkındaki en yaygın malumattır.

Continue reading

Anadolu İnsanı

Geçtiğimi hafta iki şeyi özlediğimi fark ettim biri Anadolu insanı, diğeri ise yazı yazmak. Yazı yazmayı gerçekleştirmek çok kolay ama ne yazık ki Anadolu insanını her yerde ve her zaman bulmak mümkün değil. Pazar günü referandumda oy kullanmak için Türkiye’ye gittiğimde, çoktandır Anadolu’da geçip halletmem gereken bazı işleri yapmak için Türkiye’ de bulunmamı fırsat olarak değerlendirdim ve iki günlük bir Anadolu seyahati yaptım. Bu seyahatte bazı şehirlerinde bulunduğum İç Anadolu, bana göre Anadolu insanının insanlığının yaşandığı en önemli bölgelerimizden biri.

Continue reading

İstanbul Harbiye’de şık otellerin, birbirinden lüks mağazaların, gösterişli lokantaların bulunduğu bölgede, Askeri Müze ve Kültür Sitesi, Dünya’nın ilk askeri bandosu, Mehteran Bölüğü’ne ev sahipliği yapar. 12-14 Haziran tarihlerinde Sivastopol’ daki Askeri Bandolar Festivali’ ne katılan Türk Mehteran Bölüğü bu festivalde eserlerini icra etti. Mehteran Bölüğü’nün repertuarında, köklerini yaşadığımız coğrafyadan alan, “Kırım’dan Gelirim” ve Mehteran Bölüğü’ nün kaldırılmasından sonra eserlendirilmesine rağmen “Sivastapol Marşı’ nın” olması beni bu yazıyı yazmaya sevk etti.

Continue reading

Author's picture

Burak Pehlivan


Kiev / Ukrayna