Koronavirüs krizi tüm dünyayı derinden etkilediği gibi Ukrayna ekonomisi de bu sürecin dışında kalamadı. Hükümetin tahminine göre, ekonomi 2020’de %3,6, Dünya Bankası’na göre %3, IMF’e göre %5 oranında küçülecek. IMF, 2021 için ise Ukrayna’da %3,6’lık büyüme ön görüyor. Dünya’nın hemen hemen tüm ekonomilerinin küçüldüğü, II. Dünya Savaşı’ndan hatta büyük buhrandan beri bu oranlarda küçülmenin yaşanmadığı dünyamızda, Ukrayna son 30 yılda tam üç sefer kendisi için bugün tahmin edilen en kötü küçülme senaryolarından bile daha fazla küçülmüş ve bu süreçlerden hep yapısal reformlar yaparak, ekonomisinin kompozisyonunu geliştirerek çıkmış bir ülke. 

İlk olarak 1991 yılında Sovyetler Birliği’nin yıkılmasıyla müthiş bir şok yaşayan, birkaç yılda ekonomisi yarıdan fazla küçülen Ukrayna’da küçülme finansal krizle 2009 yılında %16 olarak gerçekleşmişti. Avrupa Meydanı sonrasında yaşananlar ise 2014 ve 2015 yıllarında toplamda %17’lik bir ekonomik küçülme olarak karşımıza çıkmıştı. Ancak tüm krizler Ukrayna’nın serbest piyasa ekonomisine adaptasyonunu hızlandırmış, yapısal reformlar için katalizör etkisi yapmış, dış ticarette liberalleşmeye gidilmesini sağlamış, Batı ile bütünleşme kadar aralarında Türkiye’nin de yer aldığı eski ve yeni ticaret ortaklarıyla ilişkileri güçlendirmişti. 

Koronavirüs sonrası dönemde de benzeri bir yönelim görmemiz şaşırtıcı olmayacaktır. Krizlere alışkın, daha kötüsünü defalarca görmüş Ukrayna’da ekonominin geri gelişi de hızlı olacak hatta ileriye dönük daha sağlıklı büyüme oranları yakalanabileceği, ülke için refah artışının ivmeleneceği bir ekosisteme girmemiz şaşırtıcı olmayacaktır. 

İnsanlığın bir nesilde gördüğü bu en büyük krizin, yerinde üretime önem verilmesine, doğaya ve doğal olana ilgi gösterilmesine yol açarken, gıda üretimi ve tedariği, lojistiğin önem kazanması ve kamu hizmetlerine ayrılacak yatırım miktarlarının artması gibi etkilere, değişimlere yol açacağını da şimdiden tahmin edebiliyoruz. 

Tarım ve gıda sektörü mevcut durumu ve potansiyeli ile Ukrayna’nın en büyük avantajı

Ukrayna, dünyanın en değerli toprağı olan kara toprağın yani çernozyomun, Dünya rezervlerinin üçte birini ve yine Avrupa’nın ekilebilir, dikilebilir topraklarının %30’unu sınırları içerisinde bulunduran, 42 milyon hektarlık tarım arazisine sahip bir tarım devi. Avrupa Birliği’ne geçtiğimiz yıl yaptığı 7,26 milyar $’lık tarım ihracatı ile Birliğin, Amerika Birleşik Devletleri ve Brezilya’dan sonra en büyük 3. gıda tedarikçisi haline gelirken, AB’nin 2019 yılındaki tarım ve gıda ürünleri ithalatındaki artışın yarıdan fazlası Ukrayna’dan kaynaklandı. Geçtiğimiz yıl  %18,8 artışla 22,4 milyar $’a ulaşan tarım ürünleri ihracatının Ukrayna’nın toplam ihracattaki payı ise %39’dan, %44’e çıktı. 

Bu yılın ilk çeyreğinde ihracat artışı %6 olarak gerçekleşirken, tarımın toplam ihracattaki payı %49’a ulaştı. Her ne kadar tarımda yüksek üretim ve ihracat rakamlarına ulaşılsa da aslında ülkenin gerçek potansiyeli çok daha büyük. Geçen yılki 22,4 milyar $’lık ihracatın yalnızca 3,1 milyar $’lık kısmı işlenmiş üründen kaynaklanırken, üretim ve ihracatın çok büyük bir kısmı büyük arazilerde yetiştirilen görece katma değeri düşük, buğday, arpa, ayçiçeği, yulaf, mısır gibi ürünlerden geliyor. Ülkenin sebze ve meyve ihracatı 2019’da yalnızca 339 milyon $ olarak gerçekleşti halbuki komşu, görece daha az ve verimsiz tarım toprağına sahip Polonya, 2,6 milyar $ ile aynı yıl neredeyse Ukrayna’nın 8 katı sebze ve meyve ihracatı yaptı. 

Ukrayna’da yeni çıkan tarım yasası, Türk tarım mekanizasyon sanayi için bir şans 

Ukrayna’da bu ay çıkan yasayla 2001 yılında kabul edilen ve tarım arazilerinin alım satımını yasaklayan moratoryum iptal edildi. Böylece tarım arazilerinin alım satımının önünü açıldı. İlk etapta 100 hektara kadar araziler alınıp satılabilenecek.  2024’ten sonra ise bu sınır 10 bin hektara çıkarılacak. Bu yasa iki açıdan önemli. Birincisi 20 yıl sonra Ukrayna’da tarım arazisi piyasası oluşturuyor. İkincisiyse 100 hektarlık sınırlandırma mevcut tarım tekelleri dışında alternatif tarımın da önünü açacak. Mevcut durumda, araziler alınıp satılamadığı için çiftçi bankaya arazisini teminat olarak gösteremiyor ve finansmana ulaşamıyordu, dolasıyla aracılar vasıtasıyla arazilerini büyük işletmelere kiralamak zorunda kalıyordu. Bu durum yeni yasayla ortadan kalkıyor. 100 hektar ve daha küçük arazilerde finansman imkanına kavuşan çiftçiler meyve, sebze, dağ meyveleri üretimine, seracılığa daha çok önem verecekler. 

Türk firmalarımız açısından böylece yeni konjonktürde iki fırsat ortaya çıkıyor. Seracılık, bağ, bostan tarımı konusunda müthiş bir altyapısı olan, know-how’a, ticaret deneyimine ve sermayesine sahip Türk tarım firmalarımız Ukrayna’da müthiş potansiyeline rağmen emekleme noktasında olan bu alanda geniş işbirliği olanakları oluşturabilir. Ayrıca iklim değişikliği de normalde bu topraklarda yetişmeyen birçok kültürün yetişmesine yol açacaktır. Bu dinamiklerle Ukrayna’nın sebze ve meyve üretimi yüksek büyüme oranları yakalayacaktır. Bir başka önemli husus ise bugüne kadar dünyanın en büyük tarım mekanizasyonu ithalatçılarından biri olan Ukrayna pazarında, Türk tarım makinesi üreticilerimizin artık önünün açılmasıdır. Bugüne kadar Ukraynalı çiftçiler ve çiftlikler çok büyük oranda binlerce hektarda tarımla uğraştıkları için büyük hacimli traktörler, biçerdöverler ve benzeri ekipmanlar ithal ediyorlardı, ancak daha küçük alanlarda tarım yapma imkanına kavuşmalarıyla, Türkiye’de olduğu gibi görece küçük tarım arazilerinin ihtiyaçları için üretim yapan Türk üreticilerinin Ukrayna’ya ihracatlarına, belki de bu ülkede ortak üretimlerine dönük olanaklar genişliyor. 

Üretimde yerelleşmenin öneminin artması, Avrupa’nın özellikle gıda tedarik ve güvenliğinde yakın coğrafyalara yönelmesi, Ukrayna’daki gıda sanayinin gelişme sürecini de hızlandıracaktır. Gıda, ambalaj ve çeşitli destekleyici makineler alanında rekabet gücü yüksek Türk makine sanayi, şimdiden oyuncu olduğu ve alanında lider firmalara sahip olduğu Ukrayna pazarında yerini daha da sağlamlaştırabilir. 

İç turizm, buna bağlı turizm yatırımları hızlanacaktır 

Ukrayna’da iç turizmin payı geleneksel olarak düşüktür. Ukraynalılar ağırlıklı olarak yurtdışına seyahati tercih ediyorlardı. Yabancı turistlerden kaynaklanan gelir ise zaten sınırlıydı. Dolayısıyla Koronavirüs’ün dünyada en çok vurduğu bu sektörde Ukrayna’nın kaybı oldukça sınırlı. Korona sonrası süreçte Ukraynalılar daha fazla iç turizme yönelecekler ve ülkede turizm altyapısına yatırımlar artacaktır. Bu konuda da Türkiye’nin yatırım, işletmecilik ve pazarlama gibi alanlardaki bilgi ve birikimleri yol gösterici ola. Dışa gitmeyen turizm giderleri ise önümüzdeki birkaç yıllık dönemde Ukrayna’da bu alandaki iç yatırımlara motivasyon ve kaynak sağlayacaktır, başka alanlardan kaynaklanabilecek döviz kayıplarını dengeleyecektır. 

Ukrayna sağlık, eğitim ve ulaştırma altyapısına hiç olmadığı kadar kaynak aktaracaktır 

Ukrayna’nın karar alıcıları 90’lı yıllardan beri kamu hizmetlerine çok az yatırım yapmayı tercih ettiler. Bunu enerjide de, sağlık hizmetlerinde de, eğitim ve ulaştırma altyapısında da, savunma alanında da gördük. 2014 sonrası Kırım’ın kaybı ve Donbas’daki çatışma ortamı, Ukrayna’da savunmaya ayrılan bütçenin milli gelire oranını %1’lerin altından son 6 yılın ortalaması %5’lerin üzerine çıkarmıştı. Yaşadığımız bu süreç ise ülke için kamu hizmetleri altyapısının gerekliliğini ve önemini gözler önüne serdi. Bugüne kadar ülkenin yönetici elitleri, parası ve gücü olanlar çocuklarını üniversite hatta lise çağlarında İngiltere’ye, İsviçre’ye eğitime gönderirlerken, sağlık ihtiyaçları olduğunda Almanya, İsrail gibi ülkelerin gelişmiş tıp olanaklarından kolaylıkla istifade edebiliyorlardı. Ancak yaşadığımız süreç gösterdi ki havalimanında özel jetiniz sizi beklese de, hastalandığınızda uçamıyorsunuz, uçsanız da hiçbir ülke sizi kabul etmiyor. Tedaviye ihtiyaç duyduğunuzda yanı başınızdaki devlet hastanesi dışında başka bir seçeneğiniz yok. Dünyada yüzbinlerce, milyonlarca öğrenci yurtdışından ülkelerine dönmek zorunda kalırken, ülke içi eğitim sisteminin önemi de daha çok anlaşıldı. Önümüzdeki dönemde Ukrayna’nın eski ve eksik sağlık ve eğitim altyapısına bütçeden ayrılan kaynağın güçlü bir biçimde artırıldığına tanıklık edeceğiz. Özel hastane ve eğitim kurumları da yine yasal altyapıyla desteklenecektir. Türkiye’nin, Türk firmalarımızın bu alanlarda dünyaya örnek olan başarılarını ise söylemeye gerek yok. Eğitim ve sağlık sektörlerinde  iki ülke arasında devasa işbirliği fırsatları yeni dönemde ortaya çıkacaktır. 

Ukrayna liderliği korona öncesi zaten ulaştırma altyapısına yatırım konusunda güçlü bir irade ortaya koymuş ve önümüzdeki 5 yılda bu alana 25 milyar $ yatırım kararı almıştı. Karantina döneminde bile bu inşaatlar aksatılmadı. İki hafta önce kabul edilen ve bütçe gelirlerin %20 küçüldüğü yeni bütçede bile bu alanda kısıntıya gidilmedi. Türk inşaat firmaları Ukrayna’da bugüne kadar 7 milyar $ proje büyüklüğüne ulaşan aralarında yüzlerce, binlerce kilometre yol, ulaştırma köprüleri, havalimanları, stadyumlar, 5 yıldızlı otellerin de yer aldığı 200 üzerinde projeyi gerçekleştirdiler. Devam eden yüzlerce kilometre yol, metro istasyonları, ulaştırma köprüleri inşaatları var. Ukrayna’nın imar ve iskanına yine en büyük katkıyı Türk inşaat firmalarımız yapacaklardır. 

E-ticaret Türkiye’nin Ukrayna’ya ihracatında el değmemiş bir alan

Dünya’da en çok sertifikalı IT uzmanı olan ilk 5 ülkeden biri olan, bilişim sektöründe yıllık 5 milyar $’lık ihracat barajını geçtiğimiz yıl geçen Ukrayna’nın, online çalışma hızlanırken, dijitalleşme yaygınlaşırken, sahip olduğu bilişim işgücü ve altyapısıyla bugünlerden avantajlı çıkacağı kesin. Korona süreci uzaktan erişim, sanal toplantı, sanal işbirliği gibi alanlarda mevcutta var olan sistemleri popüler hale getirirken, bu alandaki zihni engelleri kaldırarak, şirketlerin ve bireylerin paradigma değişikliğine gitmesini sağladı. Türk ve Ukraynalı teknoloji firmaları arasında önümüzdeki dönemde çok daha fazla işbirliğine  gidildiğini görmek sürpriz olmayacaktır. 

Dünya Gazetesi’nin Ukrayna özel sayısındaki makalemde de yazdığım gibi aslında Ukrayna’da bugüne kadar yeterince kullanamadığımız ticaret imkanlarının en büyüklerinden biri e-ticaret alanında. E-ticarette yeni bir pozitif kırılmanın yaşandığı, elektronik satın almanın toplumun geniş kesimlerince benimsendiği ve uygulandığı bir dönemdeyiz. Ticari ve teknolojik değişimlerin hızlandığı yeni bir dünyanın belki de  arifesindeyiz. Ukrayna’da e-ticaret yılda  zaten en az %20’lik oranlarla büyüyordu.  yıllık 3 milyar $’ı aşarken, sınır ötesi alımların miktarı 2019’da 600 milyon $’ı geçmişti. Yalnızca Çin’de gelen parsel miktarı 32 milyon adeti bulmuştu. Günde kişi başına 100 €’ya kadar alımlarda KDV ve Gümrük vergisi alınmayan Ukrayna pazarında ne lojistik firmalarımız ne de e-ticaret firmalarımı ciddi bir varlık gösterebiliyorlar. Türkiye’nin, Ukrayna’ya ihracatının adet olarak %95’ten daha fazlalık kısmı 100 €’luk limitin  altında kalıyor. Türk ve Ukrayna Posta İdareleri arasında ivedilikle yapılacak bir antlaşma iki ülke arasındaki e-ticaretteki güncel problemlerin başında gelen lojistik altyapısı sorunu büyük oranda çözecektir. Yerli ve milli pazar yeri uygulamalarımızın stratejik bir biçimde desteklenmesi ve bu alanda Ukrayna gibi e-ticarete görece liberal yaklaşıldığı bir ülkenin pilot ülke olarak ele alınması yerinde olacaktır.

Dünyamızda, ticarette, ekonomide kartların yeniden dağıtıldığı, büyük değişim ve dönüşümlerin gerçekleşeceği, bir o kadar da bilinmezliklerle dolu ama iyi hazırlananın, yeni şartlara hızla uyum sağlayanın bugüne kadar hiç olmadığı kadar avantajlı çıkacağı yeni bir döneme giriyoruz. Üstelik kriz deneyimi olmayan, bu kadar çetin kriz şartlarıyla yaşayan hiçbir neslinin karşılaşmadığı Batı’ya, gelişmiş ülkelere göre kriz deneyimi yüksek Türkiye ve Ukrayna gibi ülkelerin karşılaştırmalı üstünlükleri olabilecekleri bir ekosistem ile karşı karşıyayız. İmkân ve kabiliyetlerimizi doğru tanımlayabilir, yeni şartlara bekleyerek değil, stratejilerimizi doğru bir biçimde oluşturarak, çalışarak, her daim enerjimizi ve azmimizi koruyarak girebilirsek, kriz sonrası dönemde bambaşka bir dünyaya uyanabiliriz. Türkiye ve Ukrayna ekonomik ve ticari ilişkilerinin yeni bir evreye taşınması için önümüzde bugüne kadar hiç olmadığı kadar büyük bir potansiyel var ve bu potansiyeli realize etmeye geçmişten çok daha hazır bir iş dünyasına ve elverişli ekosisteme sahibiz. 

Burak PEHLİVAN 

Türk Ukrayna İşadamları Derneği (TUİD)

Yönetim Kurulu Başkanı 


Comments:

Yasemin Cetin -

Merhaba Burak bey, Şirketimiz uzman arastirmacilarimiz ve üretimimizle ,Dünyanın gündeminde halen önemini koruyan 15 dakika içinde sonuc veren test kitlerini Ukrayna da, sizin katkınızla hedef kitleye ulasmak için işbirliği talep ediyorum. Tum detayli bilgi web sitemizde mevcuttur. Saygilarimla Yasemin Cetin Gsm: 0 532 454 7738