Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Ukrayna ziyaretinin arka planında savaş sonrası Türkiye Ukrayna ilişkileri

by burakpehlivan on 27/08/2022

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ukrayna’nın Lviv şehrine günübirlik bir çalışma ziyareti gerçekleştirirken, ziyaretin zamanlaması, içeriği ve yeri düşünüldüğünde bu ziyaretin de daha önceki birçok Ukrayna ikili ziyareti gibi tarihi bir hüviyet taşıması şaşırtıcı olmayacaktı, nitekim öyle de oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski’yle ikili, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in de katılımıyla üçlü zirve gerçekleştirirken, görüşmelerin Lviv’de gerçekleşmesiyle savaşın başlamasından beri Ukrayna Cumhurbaşkanı ilk kez başkent Kiev dışında bir hükümet ya da devlet başkanıyla bir araya gelmiş oldu. Uzun bir aradan sonra Ukrayna Cumhurbaşkanı böyle önemli bir misafir ağırlarken, görüşmeler Ukrayna için büyük bir önem taşıyan 24 Ağustos’taki Bağımsızlık Günü’nden de hemen önce gerçekleştirildi. Yaklaşık 150 kişilik Türk heyetinin yine savaşın başından beri ülkeye gelen en büyük siyasi/iktisadi yabancı heyet olduğunu da not edelim. Ziyaretin bir başka ilkiyse 2004’ten beri ziyaret ettiği Ukrayna’da, bir yıl içerisinde Erdoğan’ın ilk kez iki kere bulunmuş olmasıydı.

Altı aydır Dünya gündeminin üst sıralarında yer alan, Rusya Federasyonu’nun 24 Şubat’ta başlattığı bu acımasız savaştan yalnızca 3 hafta önce de, Cumhurbaşkanı Erdoğan Kiev’de Ukraynalı mevkidaşıyla bir araya gelmiş, savaş öncesi ülkeyi en son ziyaret eden liderlerden biri olurken, müzakereleri 2007 yılından beri devam eden, Türkiye Ukrayna Serbest Ticaret Antlaşması’nın 3 Şubat’taki bu zirvede imzalanmasıyla bu ziyaret, iki ülke ilişkilerinde önemli bir kilometre taşı olarak tarihteki yerini almıştı. Ukrayna Cumhurbaşkanı, bu imzadan birkaç gün önce, o gergin dönemde Meclis’te yaptığı konuşmada Türkiye Ukrayna Serbest Ticaret Antlaşması’nın artık nihayete ereceğini müjdeleyip, böylece tüm dünyaya Ukrayna ekonomisine dair çok önemli bir mesaj vermek istediklerini milletvekillerine ve Ukrayna halkına aktarırken, Ukrayna’nın Karadeniz komşusunun, aslında Ukrayna için ne kadar önemli bir stratejik partner olduğunun da altını çizmişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın heyetinde, beş bakanın, Enerji, Savunma, Dışişleri, Tarım ve Ticaret bakanlarının bulunması ve yine BM Genel Sekreteri’yle de üçlü zirve yapılacak olması, Savaşı başlatan taraf olan Rusya Devlet Başkanı Putin’le 5 Ağustos’ta Soçi’deki görüşmenin akabinde Ukrayna’nın Lviv şehrine bu çalışma ziyaretinin yapılması, aslında görüşülecek konuların içeriği hakkında da bu çalışma seyahati öncesinde yeterli ipucu veriyordu.

Tahıl koridoru Dünya’da fakirler için umut olurken, Ukrayna’da tarım sektörüne nefes aldırdı

Savaş öncesi, ateşin yanmaması için büyük çaba sarf eden Türkiye, savaş başlamasını takiben de tarafları iki kez Türkiye’de bir araya getirmeyi başararak, yanan ateşin daha da yayılmaması ve ilk etapta bir ateşkese ulaşılması ve böylece adil bir barışa ulaşılabilecek yolun açılabilmesi noktasında takdir edilecek bir gayret göstermişti. Ülkemizin gerek savaş öncesi gerekse sonrası süreçte, ateşkese ve barışa dönük eforları ve Karadeniz’deki tahıl koridorunun açılmasındaki kritik katkısı göz önüne alındığında tüm aktörler arasında en yapıcı ve iyi niyetlisi olarak pozisyonlandığı ifade edilse muhtemeldir ki öznel bir yorum olmayacaktır.

Ziyarette, Türkiye’nin ve Birleşmiş Milletlerin arabuluculuğuyla gerçekleştirilen ve Ukrayna’nın Odesa’da bulunan üç limanından Dünya’da ihtiyaç sahibi ülkelere tahıl ihracatını savaşa rağmen 1 Ağustos’tan itibaren emniyetli bir biçimde sağlayan tahıl koridorunun daha da efektif bir biçimde kullanılması ve kapasitesinin artırılması konusu ana gündem maddeleri arasında yer aldı. Bugüne kadar 44 gemiyle 1 milyon tonu aşan tarımsal ürün bu mekanizma vasıtasıyla 15 ayrı ülkeye ihraç edildi. Bu koridor üzerinden ihraç edilen tarımsal ürünlerin yaklaşık dörtte biriyse Türkiye’ye gönderildi. Ukrayna açısından ilk etapta hedef, Karadeniz limanlarından ayda en az 3 milyon ton tahıl ihracatına ulaşabilmek. Ayrıca, tarım ürünleri dışında da metal, demir gibi başka ihracat kalemlerinin de güvenli bir biçimde Odesa’dan ihracına olanak sağlanmasının kapısını aralanmaya çalışılıyor.

Ukrayna, dünyanın önemli tarımsal ürün ihracatçılarından biri

Tahıl koridoru Ukrayna için olduğu kadar Dünya gıda güvenliği açısından da kritik önemde zira, savaş öncesi Ukrayna, Dünya Ayçiçek yağı ihracatının %52’sini, mısır ihracatının %14’ünü ve buğday ihracatının %10’unu gerçekleştiriyordu. Barış zamanında dış ticaretinin %80’ini denizyoluyla yapan, Karadeniz, Azak Denizi ve Tuna Nehrindeki limanlarından toplamda 145 milyon ton ürün ihraç eden Ukrayna’nın, Karadeniz limanları kullanılamadığında, kara ve demiryoluyla nakliyeye, Tuna Deltası’ndan bulunan, kullanım kapasitelerini olağanüstü bir eforla son altı ayda 4 katına çıkardığı ve aylık 2 milyon ton elleçleme kapasitesine ulaştırdığı üç küçük limanının imkanları da eklediğinde, bu ihracatın ancak üçte birini ikame etmesi mümkündü. Bu durumda da Dünya’da gıda fiyatları arz eksikliğinden dolayı yukarıya doğru baskılanıyordu. Geçen sezon hasatından depolanan 27 milyon ton tarım ürünü ihraç edilemediği içinse, yeni hasatta depolama imkanları kısıtlı olacağından ürünler çürüyecek, ayrıca yeni sezon için çiftçiler ekim, dikim yapmak istemeyeceklerdi. Böylece sosyal huzursuzluklara yol açılabilirdi. Koridorun etkin kullanımıyla tüm bu sorunların üstesinden gelinmiş olacak. Ayrıca, koridorun başarıyla çalışması Ukrayna’ya bu dönemde çok ihtiyaç duyduğu ayda en az 1 milyar $’lık ek döviz geliri sağlayacak.

Avrupa’nın en büyük nükleer santrali Zaporijiya risk altında

Avrupa’nın en büyük nükleer santrali olan ve Ukrayna’nın elektrik ihtiyacının %20’sinden fazlasını tek başına sağlayan Zaporijiya nükleer santralindeki güvenlik ve emniyetin sağlanması da görüşülen konulardan biri oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu konunun kritikliğini ikinci bir Çernobil istemiyoruz diyerek ifade etti. Ukrayna Dünya’nın en büyük nükleer enerji üreticisi ülkelerinden biri. Toplam elektrik enerjisinin %55’ini 4 nükleer santralindeki 15 atom reaktöründen sağlıyor Bu reaktörlerin 6’sı Rusya’nın işgal ettiği Zaporijiya nükleer santralinde. Ukrayna’nın 45 GW’lık kurulu enerji kapasitesinin bu santralle beraber toplamda 14 GW’ı geçici olarak işgal edilen bölgelerde bulunuyor. Ülkede rüzgâr enerjisi üretiminin %90’u, Güneş’in %30, termik enerjinin %50’si yine bu bölgelerde. 8 GW’lık bir kapasiteyse cephe hattına 20 km’den daha az mesafede. Savaş ekonomiyi küçülterek, elektrik ihtiyacını azalttığı için, ülkede geçici de olsa ciddi bir elektrik üretim fazlası oluştu. Bu da Avrupa’ya büyük miktarlarda elektrik ihracatının önünü açtı. Ancak Rusya’nın işgal ettiği bölgelerdeki elektrik üretiminin Ukrayna ana şebekesine gitmesini engelleme girişimleri de mevcut. Bu girişimler enerji üzerinden gerginliği artmasına ve cephede tırmanmaya yol açabilir. Ekonomi düzeldiğindeyse ülkede elektrik enerjisi kıtlığı baş gösterebilir. Türkiye, Fransa ve Birleşmiş Milletlerin girişimiyle Zaporojiya Nükleer Santraline Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı yetkililerinin erişiminin sağlanabilmesi gerginliğinin önün geçilmesi ve insanlığın yeniden bir nükleer felaketin eşiğinden dönmesi açısından büyük önem taşıyor. Bu doğrultuda İstanbul’da Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı ve Rosatom başkanları arasında yapılan son toplantı da, Türkiye’nin, Rusya Ukrayna Savaşı’nda birçok farklı alanda gerilimin azaltılması hatta çözüme ulaşılabilme noktasında sunabileceği geniş katkı potansiyeline işaret ediyor.

Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne ve egemenliğine Türkiye’nin desteği tam

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Lviv ziyaretinde Türkiye’nin Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne ve egemenliğine desteğini bir kez daha vurguladı. Nitekim ziyaretten beş gün sonra, 23 Ağustos’ta Kiev’de gerçekleşen ve kendilerinin de birçok başka ülkenin devlet veya hükümet başkanı gibi çevrimiçi katıldığı Kırım Platformu’nun ikinci toplantısında Kırım’ın Ukrayna’nı bölünmez bir parçası olduğunun altını çizerken, Kırım’ın, Ukrayna’ya dönmesinin uluslararası hukuk açısından gerekliliğine, Ukrayna’nın egemenliği ve toprak bütünlüğünün sağlanmasının yalnız bölgesel değil, küresel güvenlik ve istikrar açısından da elzemine dikkat çekti.

Türkiye arabuluculuk ve kolaylaştırıcılığa her zaman hazır

Ülkemizin ihtiyaç duyulduğu takdirde kalıcı bir ateşkes ve adil bir barış için taraflar arasında kolaylaştırıcı ya da arabulucu olmaya her zaman hazır olduğunun bizzat Erdoğan tarafından hatırlatılması da ziyarete ilişkin unutulmaması gereken bir ayrıntı

Türkiye, Ukrayna’nın yeniden imar ve inşasında önde gelen bir partner

Ukrayna’da bugüne kadar yıkılan, zarar gören altyapının maliyetinin 100 milyar $’ı aştığı hesaplanıyor. Ülkenin eski ve eksik altyapısının yenilenmesinin gerekliliği de düşünüldüğünde savaş sonrasında ülkede yüz milyarlarca $’lık altyapı yatırımı, yeniden imar ve yeniden inşa programı çerçevesinde gerçekleştirilecek. Dünya’nın en büyük 250 uluslararası müteahhitlik firması arasında 48 Türk firması bulunuyor. Ukrayna’da Türk müteahhitlik firmaları bugüne kadar toplam tutarı 8 miyar $’ı geçen, aralarında Kiev Borispil Havalimanı, binlerce kilometre yol ve otoyol, ulaştırma köprüleri, raylı sistemler, metro istasyonları, 5 yıldızlı oteller, endüstriyel tesisler, alışveriş merkezleri, yalnız ülkenin değil Avrupa’nın en modern stadyumlarından birinin ve yüzbinlerce metrekare yaşam alanın da bulunduğu 200’ün üzerinde projeyi başarıyla gerçekleştirdiler. Savaş başladığındaysa devam eden projelerin toplam tutarı 2 milyar $’ı geçiyordu. Ukrayna Türk müteahhitlik firmalarının 2020’de yurtdışında en çok iş aldıkları ikinci, 2021’deyse üçünü ülke olmuştu. Dolayısıyla Türkiye’nin şartlar oluştuğunda Ukrayna’nın yeniden imar ve yapılanmasına da en büyük katkıyı veren ülkelerin başında geleceğine şüphe yok.

Ziyaret esnasında Ticaret Bakanımız Mehmet Muş ve Ukrayna Altyapı Bakanı Aleksander Kubrakov arasında Türkiye’nin, Ukrayna’nın yeniden yapılanma ve yeniden imarına katkısına ilişkin bir mutabakat zaptına imza atıldı. Türkiye, özellikle ülkenin ikinci büyük şehri Harkiv’in imarına destek verecek. Teknik müşavirlik, projelendirme ve altyapı inşaatı gibi alanlarda ilişkiler derinleştirilecek. Yalnız Türk müteahhitlik firmaları açısından değil, mühendislik firmaları, müşavirlik şirketleri ve makina ekipman üreticileri açısından da yeni alanlar açılacak.

Türkiye yalnız siyasi ve diplomasi alandaki destekte değil insani yardımda da ön plana çıkıyor

Ziyarette Türk gazetecilerle de Ukrayna’daki gelişmeleri farklı bakış açıları ve boyutlardan değerlendirme imkânı bulduk. Gazetecilerle sohbetimizde dile getirdiğimiz gibi Ukrayna’ya Türkiye’nin desteği yalnız siyasi ve diplomatik alanda değil, insani boyutta da güçlü bir biçimde gerçekleşti, gerçekleşiyor. Kızılay, AFAD, TİKA gibi kurumlarımız, özel sektör şirketlerimiz, vatandaşlar, belediyeler, sivil toplum kuruluşları, iş insanları dernek ve odaları, Ukrayna’da insani yardım faaliyetlerini özellikle de sahada başarıyla gerçekleştirdiler. Savaşın başından beri, Türkiye, kamu ve özel sektör olarak Ukrayna’ya yüzlerce tır insani yardım malzemesi gönderirken, ülkenin birçok farklı bölgesinde bu yardımlarını dağıtımı yerinde sağlandı. 300 binden fazla Ukrayna vatandaşına da ülkemiz geçici ev sahipliği yaptı.

Tarım, enerji, güvenlik ve altyapı sektörleri önümüzdeki dönemde iki ülke iktisadi ilişkilerini şekillendirecektir

Görkemli, şık mimarisiyle, bakımsızlığı tezat teşkil  eden Lviv’deki Potoçkih Sarayı, tarihteki en önemli konuklarını ve en büyük yabancı heyeti ağırlarken, Ukrayna Cumhurbaşkanı Zelenski’nin basın toplantısında dile getirdiği gibi, Ukrayna güçlü bir ülkeden güçlü bir destek almış oldu. İki stratejik partnerin özellikle son 10 yılda derinleşen ve kapsamı daha da artan siyasi ve iktisadi ilişkileri, savaşlara, pandemiye, ekonomik krizlere rağmen, yeni şartlara uyum gösterme kabiliyet ve esnekliğiyle güçlenerek devam ediyor.

2020’den, 2021’e iki ülke dış ticareti %55’e büyüyerek 7,5 milyar $’a ulaşmış. 2022’nin ocak ayındaysa bir önceki yılın aynı ayına göre %56 artmıştı. Bu yıl savaş çıkmasaydı tarihte ilk kez 10 milyar $’lık dış ticaret hacmini yakalamak işten bile olmayacak, Ukrayna, Türkiye’nin dış ticaretinde 10 milyar $ üstü ülkeler kulübüne girecekti. Savaş her ne kadar Ukrayna’nın dış ticaretinde ciddi bir daralma yapsa da, Türkiye Ukrayna iktisadi ilişkileri aynı diğer alanlardaki gibi müthiş bir dayanıklılık gösteriyor. Temmuz ayında Ukrayna hakkında savaş sonrası ilk, muhtemelen de tarihteki ülke dışında en yüksek katılımcıyla düzenlenen ve 30’dan fazla ülkeden 1000’in üzerinde katılımcının iştirak ettiği Ukrayna Yeniden İmar Forumu’nun, İstanbul’da düzenlenmesinin tesadüf olmadığı gibi yine savaş sonrası Ukrayna’da düzenlenen ilk iktisat forumunun da Eylül ayında düzenlenecek Türkiye Ukrayna İş Forumu olması tesadüf değil. Tüm bu olgular, etkinlikler, köklü, derin ve iki tarafın da yararına olan ekonomik ilişkilerin doğal bir sonucu.

Tarım, enerji, savunma sanayi ve altyapı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Ukrayna çalışma ziyarete katılan bakanların portföyleri kadar, ele alınan konular da göz önüne alındığında önümüzdeki dönemde belli ki iki ülke ilişkilerine yön verecek.

Burak Pehlivan

Türkiye Ukrayna İş İnsanları Derneği (TUİD) Başkanı

 

 

Aşağıdaki butonları tıklayarak, yazıyı arkadaşlarınızla paylaşın!

Previous post: