Andrevskiy Yokuşu ve Kiev’ de Gezilip Görülecek Yerler

by burakpehlivan on 23/08/2010

Pazar günleri sabah evden erkenden çıkıp Andrevskiy Yokuşu’na yürümeyi severim. Bu hafta da öyle yaptım. Defalarca gitmeme, gezmeme rağmen Andrevskiy Yokuşu’nda kurulan Bit Pazarı bana keyif vermiştir, bu sefer de öyle oldu. Her zaman olduğu gibi yokuşa bağlanan sokakta birbirinden ilginç tablolar, resimler arz-ı endam etmişti. Sıcağa rağmen satıcılar, standart Kievli satıcılardan farklı olarak güler yüzlü biçimde müşterilerine yardımcı olmaya çalışıyorlardı.

Yokuşa yaklaştıkça Bit Pazarı’nın havasını daha iyi teneffüs ettim. Sovyetler Birliği tarihli madalyalar, biblolar, birbirinden farklı Lenin resimleri, flamalar, gümüş çatal bıçak takımları, Kiev Fotoğraf Fabrikası imzalı fotoğraf makineleri tezgâhlarda alıcı bekliyordu. Hafta içinden farklı olarak, sokağın kaldırımlarının yanı sıra, Arnavut kaldırımlı yol bölümü de tezgahlar ile doluydu. 4 günlük tatile ve Kiev’ in boş olmasına rağmen Bit Pazarı’nın kurulduğu yokuşta yol almak güçtü. Tezgâhtarlara laf atmama, ürünler hakkında bilgi sormama, hatta pazarlık yapmama rağmen, bu pazardan hiç alışveriş yapmadım. Sanırım pazarın ve bu Kiev’in en eski, en gerçekçi sokaklarından birinin havasını teneffüs etmek benim için yeterliydi.

Pazarı gezerken, Kiev’de yaşayan sayıları binler ile ifade edilen Türk toplumunun ve Kiev’ e her yıl gelen 10 binlerce Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı’nın bu şehri ne kadar tanıdığını düşündüm. Bu güzel şehri gerçekten az tanıyoruz ve şehrin keyfini ne yazık ki yeterince süremiyoruz. Kiev, kişi başına 12,5 m2’lik yeşil alan ile Avrupa’nın en yeşil başkentlerinden biri. Kentte onlarca büyük park, bahçe ve koru var. Kiev Rusları’ na başkentlik yapan, Ukraynalıların ve tabii ki Rusların, Kiev Ruslarının başkanı Prens Vladimir’ in önderliğinde Dinyeper’ de yıkanarak vaftiz olduğu ve böylece paganlıktan Hristiyanlığa geçtiği bu şehir, gerçek bir tarih hazinesi. Prens Vladimir’in Dinyeper Nehri’ne giderken kullandığı güzergâh olduğu için bugün Vladimirskaya Caddesi olarak isimlendirilen caddenin başındaki Opera Binası mimarisi ile dikkate çekiyor. Cadde’nin ortasında bin yıl önce şehre girişlerin yapıldığı Zalotaya Varota(Altın Kapı), caddenin sonuna doğru ise Sofiskaya Meydanı ve Katedrali ile Mihalyovskaya Meydanı ve Sovyetler Birliği zamanında yıkıldıktan sonra 1990 yıllarda aslına bağlı kalınarak inşa edilen Mihaylovskiy Altın Kubbeli Manastırı kentin tarihsel zenginliğini yansıtıyor.

Her ne kadar şehir II. Dünya Savaşı’nda büyük bir yıkıma sahne olduysa da, görece olarak savaşı hasarsız atlatan tarihi Padol bölgesi alçak binaları, şık restoran ve kafeleri ile görülmesi gereken bir bölge. Padol Bölgesi’ni kentin eski tarihi bölgesine bağlayan Andrevskiy Yokuşu otantik binaları, resim galerileri ve sokak ressamları ile Kiev’ de yaşayanların ve Kiev’ e gelenlerin mutlaka uğraması gereken bir sokak. Sokağa gelmişken, Rus Dili’nin başyapıtlarından olan “Master ve Margerita’nın” yazarı Bulgakov’un buradaki evini de ziyaret etmek gerek. Sokağın başındaki Andrevskiy Kilisesi barok mimarisi ve iç süslemeleri ile dikkat çekiyor. Şehir, dini mabetlerin diğer eski Sovyet başkentlerine göre daha çok bulunduğu bir şehir. Sovyetler Birliği zamanında bile Ukraynalılar dine kuzey komşuları Ruslar’ a göre daha çok ağırlık vermişler ve birçok tarihi kilise, katedral ve manastırı korumayı başarmışlar. Bunlardan en önemlisi tabii ki Lavra. Dinyeper Nehri’nin kenarındaki bu manastır kompleksi, Ortodoksluk inancının en önemli 7 yerinden biri. Şevçenko Bulvarı’ndaki Aziz Vladimir Katedrali, bugün Kiev Patriarklığı’nın merkez katedrali ve kente gelen turistlerin önemli ziyaret yerlerinden biri. Kızılordu Caddesi’ndeki Roma-Katolik Katedrali gotik mimarinin şehirdeki örneği olarak ilginç bir bina.

Marinskiy Sarayı ve Parkı, üzerinde eski Slav Tanrıçaları’ndan birinin heykelinin yer aldığı yüksek sütun heykeli ile Bağımsızlık Meydanı, şehrin merkez caddesi Kreşatik kentin önemli noktaları. Peçersk Bölgesi’ndeki Botanik Bahçe’yi mayıs ayında mutlaka ziyaret etmeli. Bu dönemde çiçek açan leylaklar, laleler, manolyalar ve daha birçok bitkinin yarattığı görüntü görülmeye değer. Şehir çok sayıda müzeyi bünyesinde barındırıyor. Bunların belki de en ilginci, şehrin biraz dışında bulunan, Ukrayna’nın çeşitli bölgelerine ait ev örneklerinin doğal çevre koşulları sağlanarak inşa edilip sergilendiği Ukrayna Evleri Açık Hava Müzesi. Ukrayna’nın milli şairi Şevçenko’nun yaşamından kesitlerin sunulduğu, bu büyük sanat adamının şiirlerinin tablolarının ve eskizlerinin sergilendiği Şevçenko Müzesi, Havacılık Müzesi, Doğa Bilimleri Müzesi ve Milli Müze ziyaret edilebilecek diğer müzelerden birkaçı. Sanat meraklıları için Rus ressamları müzesi ve Şehir Merkezi’nde Arena Kompleksi içerinde yer alan Pinçuk Sanat Galerisi atlanmaması gereken yerler. Pinçuk Sanat Galerisi, dünyaca ünlü sanatçıların sergilerine belirli süreler ile ev sahipliği yapıyor. Galerinin en üstünde yer alan kafe bembeyaz dekorasyonu ve panoramik şehir manzarası ile galeriyi gezenlerin soluklandığı bir mekan.

Dünya’nın en geniş nehirlerinden biri olan ve Kiev’ e hayat veren Dinyeper elbette bir Boğaz değil ama burada bir tekne gezisi yapmak güzel bir fikir. Kiev’in Kuzeyi’nde bulunan ve Kiev Denizi diye adlandırılan büyük baraj gölüne, Poştaya Meydanı’nda bulunan nehir iskelesinden günün belirli saatlerinde tekne seferleri var. Nehir ve baraj gölünün arasındaki kot farkını yükselen ve alçalan platformlar yardımıyla geçmek hoş bir deneyim.

Kiev zaman zaman sosyal konut manzaraları ile Sovyetler Birliği’nin anımsatan gri bir şehir olsa da, yeşili, tarihi binaları ve bu binalar ile tezat oluşturan modern yapılarıyla bu griliği bastıran, ruhu olan bir başkent. Evet şehir bakımsız, evet şehrin altyapısı zayıf, evet hükümet, belediye bu şehre yeterince özen gösteremiyor ama şehrin ruhu yine de bunlardan etkilenmiyor. İnsan Dünya’ da tabii ki birçok farklı yeri görmek, tanımak ister ama Kiev bu yerlerin başında gelmeli. Özellikle de bu şehirde yaşayanlar bu şehri daha yakından görmeli, tanımalı, bu, gerçekten güzel şehirden keyif almalı.

Burak PEHLİVAN


Aşağıdaki butonları tıklayarak, yazıyı arkadaşlarınızla paylaşın!

Leave a Comment

Previous post:

Next post: