Bir Grek Katolik Noel yemeğine dönük izlenimlerim, Burak Pehlivan

by burakpehlivan on 09/01/2011

Hayatımda ikinci kez bir Noel yemeğine iştirak ettim. Geçtiğimiz yıl Ortodoks bir aile ile beraberdim, bu sene ise bir Grek Katolik dostum beni onlar için çok önemli olan Noel yemeğine davet etti. Grek Katolikler ve Ortodoks Hıristiyanlar, Katolik ve Protestanlardan bağımsız olarak, takvim farklılıklarından ötürü Noel’i 24 Aralığı 25 Aralığa bağlayan gece değil, 6 Ocağı 7 Ocağa bağlayan gece kutluyorlar. Bu gece, yani Hz. İsa’nın doğduğuna inanılan gün, Hıristiyanlıkta var olan orucun da son günü. Arkadaşımın evindeki akşam yemeğinde bana harika bir konukseverlik gösterildi, Ivano-Frankovsk* bölgesinden gelen aile büyükleri ve ailesi ile birlikte beni en güzel biçimde ağırlamaya çalıştılar. Yemek duasının akabinde, un, şeker, haşhaştohumu, bal, üzüm ceviz içinden hazırlanan ve bugüne özel hazırlanan bir tatlı olan Kutya ile yemeğe başlandı. Bu tatlı. yılda yalnızca iki kez yapılıyor, Noel ve Paskalya’da. Tatlıyı müteakip  etsiz borş çorbası -çorbada et yoktu malum Noel’in sonuna kadar et yememe oruçları devam ediyor- daha sonra Ukrayna’ya özgü bir hamur işi olan vareniki, ana yemek olarak balık yenirken, yemek esnasında kuru meyveden yapılan bir çeşit az şekerli şerbet olarak nitelendirebileceğimiz uzvar içildi. Yemek birkaç çeşit tatlı ikramıyla son buldu.

Noel akşamında Hz İsa’nın 12 havarisini temsilen 12 farklı yemek sunulması bir gelenek. Ev sahiplerim zengin bir sofra hazırlamış olmalarına rağmen 12 farklı yemeğe ulaşamamanın bir parça burukluğu içerisindeydiler, yine de Sovyet dönemini andıklarında yüzlerinde gülümseme belirdi. Zira dostumun dedesi ve babaannesi dini ve kültürel gereklerini yerine getirmek istedikleri için Stalin devrinde işten çıkarılıp 7 yıllığına Sibirya’ya sürülmüşler. Kendi meslekleri olan öğretmenliği yapmaları ise ömür boyu yasaklanmış. Benim ile aynı jenerasyondan olan arkadaşımın çocukluğu döneminde ise, Noel kutlamaları zamanında evin bütün pencereleri kapatılır ve büyük bir gizlilik ile Noel yemeği yenilirmiş. Kimin ajan olup olmadığı bilinmediği için gizlilik önemliymiş. İnsanlar, iş arkadaşlarından, komşularından hatta aile bireylerinden bile emin olamazlarmış. Noelin ertesi günü çocuklar okula gittiklerinde öğretmenler, öğrencilerine bir gün önce ne yaptıklarını sorar, adeta Noel’i kutlayıp kutlamadıkları konusunda onları sorguya çekerlermiş. Ebeveynlerinin, Noel’i kutladığını ağzından kaçıran çocukların ailelerinin başı büyük belaya girer, şanslı olan anne ve babalar işlerini kaybederler, diğerleri ise muhtemelen, Birliğin ücra köşelerine sürülürlermiş.

Sovyetler Birliği’nin çöküşünden sonra, Ukrayna’da dine dönük bir yöneliş var. Bu yönelişin motifleri arasında birçok parametreyi saymak mümkün. Bu parametreleri incelemek sosyologların görev alanı, ben ayrıntısına girmeyeceğim. Ancak sonuçları itibarıyla baktığımızda günümüzde özellikle Batı Ukrayna’da dinin ve geleneklerin yaşandığını, yaşatılmaya çalışıldığını görüyoruz. Yemekte biraz ev sahiplerimin geleneklerinden söz ettik ama sohbette ağırlık bizim kültürümüz üzerineydi. Bu yemekte de gördüm ki, Türkiye bölgede yıldızı parlayan önemli bir güç. Arkadaşımın, karşılaştırdığımzda diyelim ki Türkiye’nin ufak bir Doğu Karadeniz şehrinde yaşayan babası bana THY’nın reklamlarını her yerde gördüğünden ve THY’nin dünyanın birçok büyük havayolundan daha çok gündemde olduğundan söz etti. Bulundukları şehirde satılan birçok ürün Türk markasıydı, Türkiye’de tatil yapmak ise önemli bir ayrıcalık. Görülüyor ki Türk’e Türk propagandası yapılan dönemler geride kalıyor. Bu güzel ülkenin, güzel insanlarının yarattığı markalar, ürettiği ürünler başta bölge ülkelerinde kabul görüyor. Türkiye ekonomisiyle, sanayisi ve her şeyden önce insanıyla yumuşak bir güç olarak yeniden doğuyor.

Ülkemiz kendi vatandaşları ve vatandaşlarının değerleri ile barıştıkça ve de başta komşuları dünyanın geri kalanının gelenek ve göreneklerini tanıma ve anlamada daha istekli olduğu sürece gücünü ve etkinliğini daha da artıracaktır. Bu çağda yeni bir Osmanlı’ya gerek yok. Ülkelerin topla, tüfekle fethedildiği dönemler geride kaldı. Elbette her şeye karşın güçlü ve caydırıcı bir ordu önemlidir ancak daha önceden atalarımızın at koşturduğu bu coğrafyalarda ve atalarımızın ulaşamadığı diğer coğrafyalarda günümüzde Türkiye yarattığı değerlerle var oluyor ve olacaktır. Türkiye’de üretilen ürünler, ülkemizin sahip olduğu markalar, THY’yi gibi bayrak taşıyıcı havayolumuz, güzel Türkçemiz, kültürümüz, sanatımız bizi dünyada temsil ediyor ve zamanla daha da güçlü temsil edecek. Bugün Ortadoğu’da yaşayanlar da, BDT ülkelerinin vatandaşları da, Afrika’nın sakinleri de, Türkiye’ye, İstanbul’a gıpta ile bakıyorlar. Batı Avrupa ülkelerinin vatandaşlarının da ülkemize hayranlık duyacakları günlerin yakın olması bizim elimizdedir. Kardeş kavgasından ve şiddetten uzak, birbirimizin değerlerine, farklılıklarına saygı ve anlayış ile bu ülkenin önü açıktır. Su, yolunu bulur ve artık suyun akış yönü Türkiye’nin istikbalinedir.

Burak PEHLİVAN
*Ivana Frankovsk, Batı Ukrayna’da bir yerleşim bölgesidir. Batı Ukrayna, Ukrayna nüfusunun  hakim mezhebi olan Ortodoksların yanı sıra önemli oranda Grek Katolik nüfusa sahiptir.

 

 

Share on Facebook0Share on Google+0Share on LinkedIn0Tweet about this on TwitterPin on Pinterest0

Aşağıdaki butonları tıklayarak, yazıyı arkadaşlarınızla paylaşın!

Leave a Comment

Previous post:

Next post: