2012 Avrupa Futbol Şampiyonası ve Ukrayna 2 : Bardağın Boş Tarafı

by burakpehlivan on 10/06/2012

euro-2012-avrupa-sampiyonasi-bardagin-bos-tarafi-burak-pehlivan

Birkaç gün önce kaleme aldığım yazıda, 2012 Avrupa Futbol Şampiyonası’nın, Ukrayna’ya getireceği olası olumlu etkileri ele almıştım Bu yazımda ise şampiyonanın maliyetinden yola çıkarak, organizasyonu düzenlemiş olmanın Ukrayna’ya getirebileceği kısa ve orta vadeli olumsuzluklara değineceğim. Konuyu analiz ederken son dönemde düzenlenen benzer organizasyonların, ev sahibi ülkelere etkilerinden de yararlanacağım. Yazının sonunda ise artı ve eksileri beraber karşılaştırarak bir sonuç yargısına varacağım.

2004 Atina Olimpiyatları’nın Yunanistan’a, 2004 Avrupa Futbol Şampiyonası’nın ise Portekiz’e önemli negatif iktisadi etkileri oldu. Atina Olimpiyatları için Yunanlılar 15 milyar $ yatırım yaparken yalnızca 3 milyar $’lık dönüş sağlayabildiler. Portekiz ise Şampiyona’ya 6,5 milyar $ harcarken, 1 milyon katılımcıdan yalnızca 600 milyon $ gelir elde etti. Genel görüş şu ki 1-2 milyar $’dan fazla yatırım yapılma zorunluluğu olan organizasyonlar orta vadede organizatör ülkelere önemli mali yük getiriyorlar. Yunanistan’ın ve Portekiz’in bugün ekonomik darboğaza düşmelerinde, organizasyonların alt ve üstyapı yatırımlarını gerçekleştirmek için aldıkları borçların ana para ödemeleri, faizleri ve bu yatırımların geri dönüşlerinin olmamasının büyük etkisi olduğu, bugün artık her kesim tarafından kabul edilen bir gerçek. İhtiyaç fazlası kapasiteli bir havalimanı, yılda birkaç maçın oynandığı bir stat ya da doldurulamayacak otel odaları hep yanlış yatırımlar olarak düzenleyici ülkelere geri dönüyorlar.

Avusturya ve İsviçre’de, 2008 yılında düzenlenen şampiyonaya göre, Ukrayna ve Polonya’daki şampiyona 13 kat daha fazla yatırımla gerçekleştiriliyor. Bu iki orta Avrupa ülkesinin statlarından, otoyollarına, havalimanlarından, otellerine alt ve üstyapıları zaten oturmuştu ve hazırlıklar için yalnızca 1’er milyar $ ek para harcadılar. Buna karşılık yayın hakları, sponsorluklar, hediye satışları ve gişelerden satılan biletlerden 1,7 milyar $ gelir elde ettiler. Ukrayna’nın gelirinin ise yalnızca 1 milyar $ olması bekleniyor. Halbuki özellikle Ukrayna’da birçok sportif ve toplumsal yapı yeniden inşa edilmek zorunda kalındı. Ukrayna’nın normal koşullarda 20 yıllık bir periyotta gerçekleştirmeye gücünün yeteceği altyapı yatırımları 4-5 yıl gibi kısa bir sürede tamamlandı. Bunları bu kadar kısa sürede gerçekleştirmek için bu kadar yüksek miktarda borçlanmaya gerek var mıydı?

2007 yılında şampiyonaya Ukrayna evsahibi olurken, Ukrayna ekonomisi, ülkeye akan yabancı sermayenin de etkisiyle çift haneli büyüme rakamlarına sahipti. Batı ise, Ukrayna’daki iktidara sınırsız ekonomik ve siyasi destek veriyordu. Önce 2008 yılında başlayan ekonomik kriz daha sonra ise Ukrayna’daki iktidar değişikliği Batılı ülkelerin ve bu ülkelerin çokuluslu firmalarının Ukrayna’ya bakışılarında değişime yol açtı. Kendi ülkelerinde sermaye ve yatırımlar konusunda sıkıntı yaşayan bu firmalar, bankalar, Ukrayna’ya yatırım yapmakta isteksiz davrandılar. Siyasi değişim ise bazı batılı başkentlerin politikacılarının, “şampiyonaya gelmiyoruz” dediklere bir noktaya kadar ulaştı. Ukrayna olumsuz ekonomik koşullar altında daha zor ve daha yüksek faiz oranlarıyla borçlandı. Neticede yatırımlar planlanandan daha geç ve daha maliyetli gerçekleşti.

Verhovnaya Rada’daki Avrupa Futbol Şampiyonası’na hazırlık komitesi başkanı Aleksandr Zats’a göre şampiyona hazırlıkları için Ukrayna 12,5 milyar dolar dolayında bir kaynak kullandı. Muhalefete göre ise toplam harcamalar 15 milyar doları buldu. Harcamalar konusunda daha ılımlı tahminleri olan uzmanlar da var. Açıkçası kimse tam olarak ne kadar bir yatırım yapıldığını ortaya koyamıyor. Kiev’in fiili Belediye Başkanı Popov son 2 yıl zarfında şampiyonayla ilgili yalnızca Kiev’de yapılan yatırımların 2,25 milyar $ olduğunu ifade ediyor. Her halukarda devlet ve özel sektör olarak 10-15 milyar $ aralığında bir yatırımın yapıldığını tahmin edebiliyoruz. Buna karşılık planlanan 1 milyar $’lık gelir, devede kulak kalmıyor mu?

Harcamalardan en büyük payı ülkenin ulaştırma altyapısı aldı. Kiev Borispol, Lvov, Harkov, Kiev Julyana ve Donetsk Havalimanları çok büyük kaynaklarla yenilendiler veya yeniden inşa edildiler. Ayrıca şehirler arası hızlı tren hatları inşa edildi, bu hatlar için yüz milyonlarca dolar harcanarak uygun vagonlar ve lokomotifler satın alındı. Onur İnşaat, Gülsan gibi Türk firmalarının öncülüğünde Kiev’i Avrupa’ya ve diğer Ukrayna şehirlerine bağlayan otoyollar, köprüler, viyadükler inşa edildi. Yeterli olmasa da birçok otel hizmete alındı ya da önümüzdeki yıl içerisinde hizmete alınacak.

Ukrayna’da şampiyona için yapılan yatırımların çok pahalıya çıktığı yaygın bir eleştiri. 150 milyon $’a yenilenmesi planlanan Kiev Olimpiskiy Stadı, 600 milyon $’dan fazlaya mal oldu. Lvov Stadı’nın maliyeti ise çevre düzenlemeleriyle 300 milyon doları buldu. Harkov ve Donetsk stadları bu şehirlerin iki büyük oligarkı tarafından inşa edilse de başka alanlara yapabilecekleri yatırımları buralara kanalize etmiş oldular. Tüm yatırımlara rağmen, yeterli sportif altyapı sağlanamadığı için ev sahibi Ukrayna dışında, Kiev’de İsveç milli takımı, Donetsk’de ise Fransız milli takımı olmak üzere yalnızca iki katılımcı ülke Ukrayna’da konaklamayı tercih ediyor. Ukrayna’da grup maçlarını oynayacak diğer 5 takım ise şampiyona esnasında Polonya’da geceleyecekler. Maç günleri, maç oynamak için Ukrayna’ya gidecekler, maçlardan sonra ise kamplarına dönecekler. Bu tarz şampiyonalar refah düzeyi oturmuş, temel altyapı yatırımlarını yapmış ülkeler-şehirler için karlı sayılabilir. Bu ülkeler-şehirler düzenledikleri organizasyonlardan dolayı Dünya kamuoyunun gündemine sıkça gelerek önemli bir tanıtım avantajı da sağlıyorlar. Barcelona, Seul bunun güzel örnekleri ama ne zaman ki yapılan yatırımların şampiyona sonrası dönüşümü Portekiz ve Yunanistan örneklerinde olduğu gibi sağlanamıyorsa, bu yatırımlar ek turist, ziyaretçiye yol açmıyorsa işte o zaman bu yük o ülkelerin omuzlarınıa biniyor. Şimdilik Ukrayna da bu durumla karşı karşıya. Önemli olan bu yatırımlardan azami derecede istifade edebilecek ekonomik koşulları sağlayabilmek, ülkeye çok ihtiyaç duyduğu turist akışını sürekli hale getirebilmek. Bunlar önümüzdeki dönemde sağlanabildiği oranda, yapılan yatırımların olumlu dönüşü olabilecektir.

Buraya kadar yazdıklarımız bu işin maddi boyutu. Maddi analizin sonunda bu organizasyonun Ukrayna’ya götürdükleriyle getirdikleri arasında bir uçurum olduğu göze çarpıyor. Ancak her şey maddiyat da değil. Organizasyonun manevi boyutuna gelince durum bana göre farklılaşıyor. Bağımsızlığını sadece 20 yıl önce elde eden, Avrupa Ailesi’nin bir parçası olduğundan kuşku duymadığımız bu ülkenin, bayrağıyla, diliyle, eğitimli gençleri ve medeni insanıyla böyle bir şampiyona sayesinde Dünya’nın gündemine gelmesi gerekiyordu. Batı’da bazı çevreler koro halinde yok ırkçılıkmış, yok sokak hayvanları katliamlarıymış, yok fırsatçı otel sahipleri, yok kazıkçı taksilermiş diye Ukrayna aleyhinde ne kadar kara PR yaparsa yapsınlar, her ülkede ne yazık bir parça olabilecek bazı olumsuzlukları Ukrayna özelinde ne kadar abartırlarsa abartsınlar, Ukrayna neticede bu şampiyonayı düzenleyen, bunu başarabilen bir ülke olarak anılacak. Bu özgüveni, bu ülkenin bu güzel insanları her zaman içlerinde hissedecekler. Ukrayna, bir Macaristan, bir Yunanistan ya da Portekiz değil. Bu ülke büyük bir ülke ve büyük ülkelerin büyük idealleri olmalı. Bu genç ülke, bu organizasyonu gerçekleştirmeliydi ve gerçekleştiriyor. Ulus olmanın, devlet olmanın bir bedeli var ve bu organizasyon bu manada çok önemliydi. İşte tam da bu yüzden tüm maliyetlere rağmen ben bardağı, dolu olarak görüyorum.

Share on Facebook9Share on Google+0Share on LinkedIn0Tweet about this on TwitterPin on Pinterest0

Aşağıdaki butonları tıklayarak, yazıyı arkadaşlarınızla paylaşın!

Leave a Comment

Previous post:

Next post: