Ukrayna Bir Yıldız Ülke mi?

by burakpehlivan on 22/02/2012

haberUkrayna Bir Yıldız Ülke mi? Ukrayna’da yüksek hacimli iş yapan bir Türk firmasının üst düzey yöneticisi olan arkadaşımla geçtiğimiz günlerde sohbet ederken paylaştığı bir anekdotun giriş cümlesiydi bu yazının başlığı “Ukrayna Bir Yıldız Ülke mi?” Çalıştığı firmanın İstanbul’daki merkeziyle, Kiev’deki ofisleri doğal olarak belirli aralıklarla Ukrayna’nın makroekonomik rakamlarını paylaşıyordu. Bir gün İstanbul’dan aranmışlar, ne kadar iyi ekonomik göstergelere sahip bir ülkede iş yapıyoruz, bunun farkında mısını diye? Arkadaşım bir, her gün yaşadığı gerçeklere, bir de rakamlara bakmış, ortada bir paradoks olduğuna karar vermiş. Gelin bu paradoksu 2011 yılının Ukrayna açısından nasıl geçtiğine göz atarken beraber analiz edelim.

 

Ukrayna’nın 2011 yılı makroekonomik göstergelerine baktığımızda %4,5’luk enflasyon, %5’i geçen bir ekonomik büyüme, %30’ları bulmayan kamu dış borcu göze çarpıyor. Toplam kamu ve kamu garantili borcun milli gelire oranı ise %50’lerin altında. Ülkenin dış ticaret açığı her ne kadar 2010 yılında bulunduğu 2, 9 milyar $’lık seviyeden, 2011 yılında 9,6 milyar $’ a çıksa da, milli gelire oranlandığında bu rakam kabul edilebilir seviyelerde. Tarımda 58 milyon tonluk rekolte elde edilerek 20 yıllık Ukrayna bağımsızlık tarihinin rekoru kırılmış. Petrol ithalatında %30’luk indirime gitmiş Ukrayna. Ülkenin en önemli gündem maddesi doğalgaz alımlarında ise Rusya ile yapılan sözleşmenin zorunlu tuttuğu rakamların daha altında bir ithalat yapılması o ya da bu şekilde temin edilmiş. 2010 yılına kadar süren siyasal istikrarsızlık, son iki yıl zarfında gücün tek bir siyasal iradenin elinde konsolide edilmesiyle büyük oranda sağlanmış.

 

“Dış politikada, Kuçma’nın çok vektörlü, bağımsız dış politikasıyla uyumlu adımlar, Yanukoviç liderliğindeki iktidar tarafından geliştirilerek uygulanmış. AB ve Rusya arasında denge sağlanmaya çalışılırken, Çin, Uzakdoğu, Karayipler, Brezilya ve Türkiye gibi ülke ve bölgelere açılımlar yapılmış. Vize kaldırma anlaşmalarına önem verilmiş. Nitekim vizelerin kaldırıldığı İsrail’den gelen turist sayısı 2011 yılında bir önceki yıla göre %72 artmış. Güçlü ve yükselen ekonomi Türkiye ile benzer vize kaldırma antlaşması imzalanmış. Ukrayna ama ağır ama aksak, haziran ayında gerçekleşecek 2012 Avrupa Futbol Şampiyonası hazırlıklarını tamamlamak üzere. 6 ay sonra en azından Avrupa’nın büyük bir bölümü Ukrayna’nın Rusya’nın bir parçası değil, ayrı bir ülke olduğunu bu şampiyona sayesinde anlayacaktır. Tüm bunlar, Ukrayna’nın hanesine dış politika artıları olarak yazılmış durumda.

 

Bütün bu olumlu rakamlar, güzel gelişmeler yaşananlarla niye örtüşmüyor peki? Yönetici dostumdaki şaşkınlığı sizler, ben, hepimiz paylaşmıyor muyuz? Bu soruların cevabı da başka parametrelerde saklı demek ki. Ukrayna, Dünya Bankası İş Yapma Kolaylığı endeksinde ancak son %10’luk dilimde kendisine yer bulabiliyor. American Heritage Foundation ‘in yaptığı iş yapma özgürlüğü araştırmasında ise 179 ülke arasında ancak 163 sırada geliyor. Ülke, 2011 Dünya Yolsuzluk Endeksinde 152. sırada.( listedeki ülkeler yolsuzluğun en az olduğu ülkeden, en fazlaya olduğu ülkege göre sıralanmış). Sıkı durun, Dünya Bankasının Vergi Yükü ve Ödeme Kolaylığı Endeksinde ise incelenen 183 ülke arasında, Ukrayna 181. Bürokratik zorluklar, hukukun üstünlüğüne duyulan güvenin azalması, mülkiyet hakkına karşı yapılan raider atakların artık kulaktan kulağa konuşulmanın ötesinde, gazete manşetlerini süslemesi yatırımcıların şevkini kırıyor. Büyümenin katalizörü, can suyu olabilecek inşaat sektörünün bırakın teşvik edilmesi, mevzuat nedeniyle adeta prangalanması da yatırımların önünde önemli bir engel teşkil ediyor.

 

Ukrayna borsasınıın 2011 yılında tüm olumlu makroekonomik göstergelere rağmen %46’lık değer kaybı, kredi derecelendirme kuruluşlarının zaten dip yapan reytinglere sahip Ukrayna’nın genel görünümünü durağandan negatife çevirmesi her şeyin rakamlarla ifade edilemeyeceğini, kurumların, insanların karar mekanizmalarının ve vicdanlarının başka parametrelerle de şekillendiğini gösteriyor. Dünya’nın en verimli toprak türü kara toprağın dörtte birine sahip , Avrupa’daki ekilebilir alanın %30’unu bünyesinde bulunduran, Dünya’nın en büyük 5 kömür, 10 demir-çelik üreticisinden biri olmasını yanı sıra, güçlü bir kimya, savunma ve havacılık sanayisini elinde bulunduran Ukrayna neden kanatlanamıyor? Avrupa ortalamasının bile üstünde eğitimli nüfusa barındıran, terör nedir bilmeyen, Kırım gibi BDT coğrafyasının en önemli turizm destinasyonunu elinde bulunduran bu güzel ülke neden o hep söylenen ama bir türlü realize olmayan potansiyelini kullanamıyor?

 

Yerküremizde son dönemde yaşanan tüm gelişmelere ve değişmelere rağmen paranın patronu hala Batı. Onun kurallarıyla oynamıyorsanız ve elinizde birebir likide çevirebileceğiniz çok önemli doğal kaynaklarınız da yoksa, Batı size o potansiyeli kullanacak sermayeyi de, imkanı da vermiyor. Hukukun üstünlüğü, demokratik değerler, mülkiyet hakkı ve serbest piyasa ekonomisinin gereklerini sağlayacak reformlar yapılmadığı sürece ülkenin hızla refahının önünü açacak süreç başlamıyor. Ukrayna’ya eninde sonunda refah ve bolluğun geleceği kesin ama bu sürece giden yolun anahtarı Ukraynalı siyasetçilerden başkasının elinde değil. Yazıyı sonlandırırken eski bir Rus deyişini hatırlıyorum, Надежда умирает последний *. Ukrayna’da yaşıyor ya da iş yapıyorsanız bu deyişi size hatırlatan da, hatırlatacak vaka da çok oluyor.

Burak PEHLİVAN

*Umut en son ölür.

Aşağıdaki butonları tıklayarak, yazıyı arkadaşlarınızla paylaşın!

Leave a Comment

Previous post:

Next post: