Algılarımız, Düşünce Tarzımız ve Kiev Trafiği

by burakpehlivan on 28/09/2010

Kiev-Kerk

Birkaç hafta önce Kiev’ deki trafik sorunu üzerine bir yazı yazmıştım. Bu yazıya özellikle Kiev’de yaşayan okurlardan çok sayıda yorum geldi ve bu yorumların bazılarında sorunun başka yönleri de dile getirildi ve yazıya ciddi bir katkı sağlanmış oldu. Tabii her yazı gibi yazının tüm hatlarına katılmayan okuyucular da oldu. Bu da normal bir durum, aynı meselelere farklı açıdan bakmak, farklı düşünceler dile getirmek, meseleleri ele almakta zenginlik getiriyor, sürece ve çözüme katkıda bulunuyor kuşkusuz. Ancak ben hem siteye yapılan, hem de bana özel gelen yorumların biri üzerinde durmak istiyorum. Zira bu yorum, bizlerin genel düşünce tarzımızı ortaya koymakta önemli bir noktaya işaret ediyor.

4850683477_17d85e528f_b

Yazımda, “Kiev’de, diğer Avrupa metropolleriyle karşılaştırıldığında bin kişiye düşen arabama sayısının az olmasına rağmen ciddi bir trafik olduğunu, ileride ülkenin refahındaki artışa paralel daha çok insanın araba sahibi olmasıyla trafik sorununun içinden çıkılamaz boyuta çıkacağını ifade etmiştim. Bir okuyucum, “araç sayısının fazla olmadığını yazmışsınız, bu bilgi yanlış, kriz döneminde bile tüm stoklar satıldı, bu ülkede araç almak, manavdan karpuz almak gibi kolay, herkesin aracı var” diye yorum yapmış. Açıkçası bu yazıyı kaleme alırken, Avrupa’nın diğer metropollerindeki araç sayısı ile Kiev’ deki araçsı sayısını karşılaştıran herhangi bir istatistik incelememiştim. Aynen bu okuyucumun yaptığı gibi algılar ile hareket etmiştim. İşte bir çoğumuz meseleleri ele alırken, yorumlar yaparken bu tarz algılar ile hareket ediyoruz. Toplumda Yahudilerin zengin olduğuna dair bir inanış olduğu için ya da çevremizde zengin birkaç Yahudi olduğu için istisnasız tüm Yahudileri zengin kabul ediyoruz. Kiev’ e yeni gelen bir yabancı şehir merkezinde şöyle bir dolaşıp, çok sayıda lüks arabayı gördü mü, Kiev’in refah düzeyinin çok iyi olduğuna dair bir algıya kapılabiliyor. Kendimiz gibi giyinmeyen, farklı insanlar gördüğümüzde, bizim gibi giyinmeyenlerin sayısının hızla arttığını düşünüyoruz. İçki içenlere göre Türkiye’ de içki içenlerin sayısı azalıyor, içmeyenlere göre ise hızla artıyor. İstanbul’daki birine sorsanız, Anadolu’ da içki içecek yer kalmadı ama İç ya da Doğu Bölgelerimiz’ de bazı muhafazakar vatandaşlar ile sohbet ettiğinizde eskiden buralarda içkinin açıktan satılmadığını şimdi ise her yerde içkinin açıktan alındığından yakınıyorlar. Eskiden bir çeşit rakı vardı, şimdi çeşit çeşit içkiyle gençleri zehirliyorlar diye sitem ediyorlar.

5409652497_c2bddf5ecb_zDüşünce sistemimiz olayları nasıl görmek istiyorsak, öyle görmek üzerine koşullanmış, hemen bazı örneklerden yola çıkarak genellemeye gidiyoruz. Sosyolojik araştırmalar, istatistiksel yöntemleri kullanmak çoğumuzun ilgisini çekmiyor. Öznel değerlendirmeler, nesnel ve bilimsel değerlendirmelerin önüne geçiyor. Hâlbuki birçok konuda yapılacak bilimsel çalışmalar ya da ulaştığımız doğru istatistikler aradığımız cevapları bize getirecektir. Nitekim yola çıktığımız örnekte, yani Kiev’in diğer Avrupa metropollerine göre sahip olduğu araç sayısının çok mu az mı olduğu üzerine, geç de olsa bir araştırma yaptım, zira yazımın başında belirttiğim gibi o yazıyı yazarken bu konuda bir araştırma yapmamış, yalnızca bir yorumda bulunmuştum. Yalnız ufak bir farkla refah düzeyi ile araba sayısı arasında ilişki kurmuştum. Bu yazıyı yazınca ben de bu konuda daha ayrıntılı araştırma yapma ihtiyacı duydum.

Tablo

Yukarıdaki istatistik yaklaşık 10 yıl öncesine ait ama işimizi fazlasıyla görür. Bu grafikte AB’ye üye ülkeler ile o zaman bugünkü Ukrayna benzeri AB’ye üyelik sürecindeki Doğu Avrupa ülkelerinde 1000 kişiye kaç araba düştüğünü görüyoruz. AB’ ye üye ülkelerde 10-12 yıl önce 1000 kişiye düşen araba sayısı aday ülkelerin neredeyse 2,5 katı. Kiev’de 2008 yılı itibarıyla 1.000 kişiye yaklaşık 200 araba düşüyor, Ukrayna’nın genelinde ise bu yoğunluk 100 civarında, oldukça düşük bir rakam. Bu da Ukrayna’nın olmasa da Kiev’in en azından araba sayısı itibarıyla 10-12 yıl önceki Doğu Avrupa’nın refah düzeyini yakaladığını gösteriyor. Bugün Avrupa’nın gelişmiş metropollerinde 1000 kişiye, tüm ileri toplu taşıma sistemlerine rağmen 550- 600 araç düşmektedir. Demek ki Ukrayna zenginleştikçe, ülkenin refahı arttıkça araba sayısı, nüfus aynı bile kalsa Kiev’de mevcudun 2-3 katına çıkacak. Halbuki istatistikleri incelemeden yalnızca sübjektif değerlendirme yaptığımızda Kiev’de inanılmaz sayıda çok araba olduğunu düşünüyorduk ve trafik sorununda bunu önemli bir parametre görüyorduk. Yalnızca algılara ve önyargılara dönük, bilimsel ve istatistiksel yöntemlerden uzak düşünce tarzı bizim sorunları, olguları doğru teşhis etmemizi zorlaştırıyor, buna bağlı olarak ise gerekli çözümleri geliştirmemizi engelliyor.

Burak PEHLİVAN

Aşağıdaki butonları tıklayarak, yazıyı arkadaşlarınızla paylaşın!

Leave a Comment

Previous post:

Next post: