Ukrayna güncel ekonomik görünüm ve reform süreci

by burakpehlivan on 27/05/2017

2014 şubatında gerçekleştirilen AvrupaMeydan’ı Devrimi ve buna bağlı yönetim değişikliği sonucunda, Batı Ukrayna’da yeni oluşan yönetime maddi desteğini, 2018’e kadar vereceği ve IMF’in belkemiğini oluşturduğu 35 milyar dolarlık finansal paketle göstermişti. Bu süreçte IMF’in ödeme dilimleri programa dönük anlaşmazlıklar nedeniyle zaman zaman gecikse de, Ukrayna meclisinde ve ülke üst yönetiminde artık Ukrayna’nın fonun desteğine ihtiyacı olmadığına dönük sesler yükselse de anlaşma devam ediyor zira IMF bağlantısı sağlanan finansal kolaylığın yanı sıra diğer kreditörler, bağışçı kurum ve devletler için de Ukrayna’da reform sürecinin devam ettiğine ilişkin önemli bir çapa görevi görüyor.

Ron van Rooden başkanlığındaki IMF gözlem heyeti 16-26 Mayıs’ı kapsayan Ukrayna’daki temaslarını tamamlayarak, Washington’a döndü ve Kiev’deki çalışmalarına ilişkin ön raporunu basınla paylaştı. Hatırlanacağı gibi 11 Mart 2015’te toplanan IMF icra kurulu, Ukrayna hükümetinin 30 Nisan 2014’de imzalanan stand-by antlaşmasının iptaline ilişkin  talebini değerlendirmiş ve 5 milyar doları hemen, dört yıl içerisinde ise toplamda 17,5 milyar dolarlık destek sağlayacak genişletilmiş fon kolaylığı  anlaşmasını onaylanmıştı. Rooden başkanlığındaki heyet bu tarihten beri Ukrayna’ya gelen bu 4. IMF gözlem heyeti oldu. Bu heyetlerin demeç ve raporları IMF’in icra kurulunun kararları açısından bağlayıcı olmasa da şüphesiz karar sürecini oldukça etkiliyorlar. 

Ukrayna’da üç yıl içinde yapılan reformlar, ülke tarihinin bu kadar kısa sürede yapılan en cesur ve etkin reformlarıdır

IMF Ukrayna antlaşmasının temelini, ödemeler dengesinin sağlanması, ekonominin yeniden rayına oturtulması, kamu finansmanının güçlendirilmesi, yapısal ve yönetişimsel reformların gerçekleştirilmesi yoluyla sürdürülebilir ve güçlü bir büyümenin yakalanması oluşturuyordu. Tüm bunlar yapılırken ise toplumun dar gelirli, kırılgan kesimlerinin reform sürecinin olumsuz etkilerinden korunması öngörülüyordu. O günden bugüne baktığımızda Ukrayna’nın döviz rezervleri 5,5 milyar $’la dip yaptığı seviyeden bugün 17,2 milyar $’a ulaşırken, 2014-15 yıllarında sabit fiyatlarla %17 küçülen ülke ekonomisi 2016 yılında ise %2,3 ile yeniden büyüme trendine döndü. Enflasyon ise 52’den, 12’ye düştü. Kamu İktisadi Kuruluşlarının yönetimlerinde, kamu satınalma süreçlerinde, Merkez Bankası ve bankacılık sektöründe ciddi yapısal reformlar gerçekleştirildi. Enerji sektöründe hanehalklarının kullandığı doğalgazın fiyatı, piyasa fiyatlarına çekilirken,  devlet doğalgaz şirketi Naftogaz’ın ülke GSMH’sinin %6,5’una ulaşan açıkları sıfırlandı, dar gelirliler ise doğrudan desteklendi. Üç yıl içinde yapılan reformlar, ülke bağımsızlık döneminin bu kadar kısa sürede yapılan en cesur ve etkin reformları olarak tarihe geçti.

Ukrayna otoritelerinin, yukarıda ifade ettiğimiz başarılı çalışmalarına karşılık ülkenin hedeflediği %6-7’lük yüksek büyüme oranlarını yakalaması için ülkeye yabancı sermaye çekmesi bunun içinse çok daha fazlasını yapması gerekiyor. İşte IMF gözlem heyeti de ön raporunda bu noktalara dikkat çekiyor. Heyete göre, Ukrayna’da ekonomik toparlanma sağlandı, kısa vadede ekonominin görünümü olumlu, 2017 için en az %2 büyüme ve yıl sonuna kadar enflasyonun %10’un altına indirilmesi muhtemel. Ancak güçlü ve sürdürülebilir büyüme için yapısal ve yönetişimsel reformaların kararlılıkla uygulanması şart. Emeklilik ve kamu reformlarının ivedilikle gerçekleştirilmesi ayrıca yolsuzlukla etkin mücadele fonun öncelikleri.

Ukrayna emeklilik sistemi bugünkü koşullarda sürdürülebilir değil

Ukrayna’da emekli maaşları genel itibarıyla aylık 50-60 $’lar seviyesinde olmakla beraber, erken ve imtiyazlı emekli 0lmuş geniş kesimlerin varlığı, sistemdeki yaygın yolsuzluk, mevcut çalışanların geçmişte ve günümüzde sisteme yetersiz katkıları gibi nedenlerden dolayı, emeklilik giderlerinin ülke GSMH’sine oranı %13,5. Geçmişte bu oran %16,5’di ve Ukrayna dünyada ikinci ülkeydi. İlerleme var ama yetersiz. Bu noktada gerçekten emekliliği hakedenlerin daha iyi imkanlara kavuşturulması ve sistemin sürdürülebilir olması açısından emeklilik yaşının yükseltilmesi IMF’in önemli taleplerinden biri.

Ukrayna’nın yolsuzluk karnesi, halkın, uluslararası kurumların ve Batı’nın en çok şikayet ettiği alan

AvrupaMeydan’ı sonrasında geçmiş rejimin neredeyse hiçbir üst düzey yöneticisinin yakalanamaması, hüküm giymemesi, Ukrayna adli makamlarının Interpol’e gerekli kanıtları sunamamasından dolayı devrik cumhurbaşkanı da dahil birçok ismin uluslararası arananlar listesinden çıkarılması kamuoyu kadar Batı’nın da dikkatini çekiyor. 20 Milyar doları bulan bankacılık sektöründeki vurgunun sorumlularından yapılan tahsilat çok sınırlı, 92 banka sistemden çıkarılırken, hiçbir batık banka patronu demir parmaklıkların arkasında değil. Ülkedeki mahkemelerin bağımsızlığına ve adilliğine, hukukun üstünlüğün dair ülke içi ve dışından birçok itirazlar yükseliyor. Hatta ülkenin büyümesinin, yabancı sermayenin ülkeye akmasının önündeki en büyük engelin Kırım’ın kaybı ve Doğu Ukrayna’da yaşananlardan kaynaklanan jeopolitik riskler değil, yolsuzluğun kökünün kazılamaması olduğu düşünülüyor. Dolayısıyla IMF, yolsuzluklu mücadelede cesur ve etkin adımların atılmasını fonun desteğinin sağlanması için şart koşuyor

Ukrayna’da tarım toprağının alım ve satımını engelleyen moratoryum kaldırılmalıdır

Ukrayna meclisi, 2001 yılında aldığı bir kararla moratoryum ilan etti  ve tarım topraklarının alım ve satımı yasaklandı. Bu tarihe kadar toprağın sahibi olanlar ya toprağı kendileri işlediler ya da kiraladılar. Başlangıçta geçici olan Moratoryum bugüne kadar sürdü ve  bir dizi çarpıklıklara yol açtı.  Banka kredileri için toprağını ipotek olarak gösteremeyen küçük çiftçi , gübre, tohum, makine ekipman gibi ihtiyaçlarını karşılamak için banka kredilerinden mahsur kalırken, toprağını aracılara kiraladı, bu aracılar çok daha yüksek bedellerle büyük işletmelere bu haklarını devrederek, toprağın sahibinden çok daha fazla gelir elde ettiler. Sözleşme sürelerinin sınırlı olması ve ülkedeki belirsizliklerden dolayı yerli ve yabancı sermayenin tarım sektörüne yatırımları gerçek potansiyelin altında kaldı. Bankacılık sektöründe tarım  kredileri yeterince gelişemezken, toplam kredilerin tamamına yakını orta ve büyük işletmeler tarafından kullanıldı.  Öyle ki Ukrayna’daki tarım işletmelerinin %86’sı 5000 dönümden daha düşük alanda tarım yapıyor ve bunların ancak %2’si banka kredisi kullanabiliyor. Bugün için sektörde yılda yalnızca 1 milyar dolar olarak gerçekleşen yatırım, moratoryumun kaldırılması ve tarım reformunun gerçekleştirilmesiyle yıllık 5 milyar dolarlık seviyelere rahatlıkla ulaşabilir.

Tarım reformu hiç vakit kaybetmeden gerçekleştirilmelidir zira tarıma gelecek yabancı sermaye, diğer sektörler için de katalizör vazifesi görecektir

Meclisteki farklı yasa tasarılarına göre tarım arazilerinin alım ve satımının önündeki engellerin kısa vadede kaldırılması söz konusu. Eski ekonomi bakanı Abromavicius’un ve bazı milletvekillerinin önerisine göre  elektronik bir satınalma sistemi üzerinden açık artırma yoluyla tarım arazilerinin hektar başına 1.500 $’dan başlayan fiyatlarla gerçek ve tüzel kişilere satılabileceği bir yapı oluşturulacak. Bu sistemde tekelleşmenin önüne geçilmesi için bölüm, bölge ve devlet düzeyinde azami satınalma büyüklüklerinin sınırlanması öngörülürken, hektar başına fiyatların zamanla Orta Avrupa ve Baltıklar’daki 5.000 $ seviyelere ulaştırılması tasarlanıyor.

Başbakan Groysman ise farklı düşünüyor. Onun desteklediği formatta yalnızca gerçek kişiler o da en fazla 200 hektar’a kadar tarım arazilerini alıp satabilecekler. Her iki sisteme de dönük kamuoyunun ve siyasetin farklı kesimlerinden haklı haksız eleştiriler var. Demokrasilerde elbette konular yeterince tartışılmalıdır, ancak Ukrayna yabancı sermaye çekmek, tarımda dünyada rekabetçi  bir ülke olmak ve bugün için yıllık 66 milyon ton olan tahıl üretimini çok değil 10 yıl içersinde iki katına çıkarmak istiyorsa, moratoryumun kaldırılması ve tarım reformunun ülkenin ihtiyaçları doğrultusunda hiç vakit kaybetmeden gerçekleştirilmesi bir tercih değil, zorunluluk. Tarıma gelecek yabancı sermaye, başka sektörlerdeki yabancı sermaye gelişi için de katalizör görevi görecektir. Yalnızca son altı ayda Ukrayna ve Türkiye arasında tarım sektöründe yedi üst düzey seyahat düzenlendiği düşünüldüğünde ise bu konularda Ukrayna’daki gelişmelere ülkemiz kayıtsız değil. Değişimler daha da yakından takip edilmelidir. Önümüzdeki dönemde Ukrayna’da tarım sektöründe daha çok Türk sermayesi görmeliyiz ve pek muhtemel ki göreceğiz de.

IMF’in, Ukrayna’dan talepleri net. Sonbahara kadar emeklilik ve tarım reformlarının gerçekleştirilmesi beklenirken yolsuzlukla mücadelede artık somut sonuçlar görmek istiyorlar. Başbakan Groysman’ın kabinesinin bu taleplerin ne kadarını, hangi oranda karşılayabileceğini hatta başbakan dahil hükümetin sonbahara kadar ayakta kalıp kalamayacağını görmemiz içinse önümüzde birkaç ay var. Ancak şunun da bir kez daha altını çizmek gerek ki, ama hızlı ama yavaş Ukrayna’nın Batı’ya doğru yürüşü ve yapısal reformların uygulanmasına dönük tavrı ve bu noktadaki kararlılığı her şeye rağmen devam ediyor.

Burak PEHLİVAN

Share on Facebook35Share on Google+0Share on LinkedIn0Tweet about this on TwitterPin on Pinterest0

Aşağıdaki butonları tıklayarak, yazıyı arkadaşlarınızla paylaşın!

Leave a Comment

Previous post:

Next post: