Kiev’ de Trafik Sorunu

by burakpehlivan on 06/09/2010

trafikpodol

Kiev’ de trafiğin rahat olduğu yaz günleri artık geride kaldı.  Yetersiz yolların, beceriksiz  ve anlayışsız  sürücülerin, olmayan park yerlerinin, alternatif güzergahların yokluğunun yarattığı trafik sıkışıklığı bu şehre geri döndü. 31 Ağustos bu anlamda, sıkıntıların zirveye çıktığı bir gün oldu. Padol’ daki ofisimden çıkmam, havalimanına gitmem ve dönüşte yemek yemek için Sagaydaçnava’ daki Tike restorana uğramam arasında dört saat geçti. Bu süre zarfında direksiyonun başından ayrılmam herhalde iki dakikayı geçmedi.  Ukrayna’da hangi güne denk geldiğine bakılmaksızın okullar  eski bir Sovyetler Birliği geleneği olarak 1 Eylül’ de açılıyor. 1 Eylül çarşambaya da denk gelse, cumaya da hatta cumartesiye de denk gelse, okulların açılış tarihi değişmiyor. Bu durumun tek istisnası 1 Eylül’ ün Pazar günüyle çakışması o da çok nadir oluyor.
31 Ağustos’ ta doğal olarak çocuklu ailelerin tamamı Kiev’ e dönmüş, üstüne üstlük, okullar açılmadan bir gün önce  bu ailelerin büyük bölümü son okul alışverişlerini gerçekleştirmeye çalışıyorlardı. Bu duruma bir de sağanak yağmur eklenince Kiev trafiği felç oldu. Padol da Kızılyıldız Caddesi de, Çevre yolu da trafiğe çıkan araçların çokluğu,  yağmurun yolları daraltması ve dikkatsiz  sürücülerin yol açtığı kazalardan dolayı tıkalıydı. Şehir merkezini söylemiyorum bile, akşam 8′ den sonra bile Lesi Ukraynki’ de yol almak çok zordu.
Bu güzel şehre bu trafik yakışmıyor. Şehirde 4 hatlı metro var, ülkenin refah seviyesinin düşüklüğünden dolayı kişi başına araba sayısı da fazla değil peki neden bu trafik, çözüm yok mu? Elbette mevcut durumdan daha iyisini sağlamak mümkün. Öncelikle sürücülerin birbirlerine daha saygılı olması, daha düzgün ve “çevik” araba kullanması gerekiyor. Evet bizim İstanbul’ da sürücüler biraz fazla çevik ve uyanık ama burada da fazla uyuşuk değil mi? Ana yol yazısını gören sürücü, sanki trafik ışığı görmüş gibi rahat hareket ediyor ama trafikte her şey salt kurallar mı? Nezaket nerede, dört yol ağzına gelen araçlar biraz yavaşlayıp, yol onun olsa bile zaman zaman acelesi belli olan ya da yokuş yukarı müşkül durumda olan sürücüye yol  veremez mi? Önünde duran ya da bozulmuş bir araç olduğu için sol şerite geçmeye çalışan araca düşman muamelesi yapmak niye? Nedir bu hırs? İnsanlara yol vermek bu kadar zor mu geliyor insanlara? Elbette yayalar yolların gerçek sahibi ama bu yaya geçitlerinin sayısı ve bulunacağı yerler daha optimum belirlenemez mi? Nerede alt ve üst yaya geçitleri? Şehirlerarası yollarda bile uyarısız, levhasız yolların ortasına koyulan bu yaya geçitlerinden geçen yayaların yaşamı dikkatsiz, uykusuz hatta sarhoş sürücülerin insafına nasıl emanet edilir?
Sovyetler Birliği zamanında nispeten geniş yollar yapılmış ama bu yollar illa ki birbirlerini kesiyorlar.  Dolayısıyla kesim noktalarında ciddi sıkışıklıklar meydana geliyor. Bu yollar alt geçitler ile üst geçitler ile, köprülü kavşaklar ile aşılamaz  mı? Belediye, hükümet bir otopark seferberliği yapamaz  mı? Şehirde mi yaşıyoruz yoksa köyde mi? İnsanlar neredeyse restoranın içine arabalarıyla girecekler. Dünyanın hangi medeni ülkesinde -Türkiye dahil-  iki şerit geliş, iki şerit gidiş yola neredeyse 2-3 şerit park etmek mümkün? Devlet otoritesi, kolluk kuvvetleri nerede?  Tamam park az ama bu arabalar bu şekilde park ederek kendi ayaklarına kurşun sıkmıyorlar mı? Tıkanan trafik, dönüp dolaşıp onları vurmuyor mu?
Şehirdeki bir başka sorun ağır ve hantal tramvaylar. Bu tramvaylar hem ulaşımı ağırlaştırıyor hem de araç yollarını daraltıyorlar. Üstüne üstlük kalitesiz yolları araçlara da zarar veriyor ve trafiğin akışını yavaşlatıyorlar. Bir kere tramvay yolları yol hizasının altına indirilmemiş, makas yerlerinde çukurların içine neredeyse adam düşecek. Öyle caddeler var ki, kendinizi bilgisayar oyununda arabada hissediyorsunuz. Bir anda yola atlayan yayalar, karşınıza çıkmak için adeta dalgınlığınız bekleyen çukurlar, tümsekler, neden oraya koyulduğu belli olmayan trafik işaretleri, park edilmez yazısının altına inadına park etmiş arabalar, su kaynattığı için yolun ortasında kalmış bilmem kaç model jiguliler. Sanki çukurları atladığınızda, karşınıza çıkan yayanın çevresinden dolandığınızda ya da bir tümsek aştığınız da bonus alacak, sürüş puanlarınızı artıracaksınız.
Şehrin belli caddelerini egemenliği altına almış tramvayları söylemiyorum bile. Ayda adeta standart hala gelmiş aralıklar ile elektriğin kesilmesi ya da alışılagelmiş motor arızaları yüzünden Artyoma gibi caddelerde trafiği neredeyse tamamen durduran bu araçlar, ya adam gibi bakılmalı ve enerji beslemeleri yeterli biçimde yapılmalı ya da trafikten tamamen men edilmeli. Yoğun saatlerde balık istifi gibi insanların doluştuğu metroların ise 4 olan vagon sayısı ne zaman söz verildiği gibi artırılacak ve bu sistem ihtiyaç duyduğu reorganizasyon yatırımlarına kavuşacak?
Kiev, 2,6 milyon nüfusu olan ve çok geniş bir alana yayılmış bir şehir. Öyle ya da böyle raylı sistemler ve yer altı ulaşım olanağı geniş, araç sayısı Avrupa’nın diğer metropollerine göre çok az alan bu şehir iyi yönetilmiyor, sürücüler iyi eğitilmiyor. Sorun da nedenleri de çok açık. Aslında çözümler de karmaşık değil. Tek bir gücün iktidara getirdiği istikrar, ekonominin çarklarının dönmeye başlaması, Ekim yerel seçimlerinde hükümet ile uyumlu çalışacak, etkin bir belediye idaresi ve 2012 Avrupa Futbol Şampiyonası’nın hazırlıklarının getireceği motivasyon umulur ki ülkenin ve şehrin idarecilerinin gözünü açar. Bu güzel şehrin güzel insanları, hak etmedikleri trafik zulmünden, güvensiz yollardan, dikkatsiz ve nezaketsiz sürücülerden, yolda geçen mesai kayıplarından en kısa zamanda arınırlar.

 

Burak PEHLİVAN

 

 

 

Share on Facebook0Share on Google+0Share on LinkedIn0Tweet about this on TwitterPin on Pinterest0

Aşağıdaki butonları tıklayarak, yazıyı arkadaşlarınızla paylaşın!

Leave a Comment

Previous post:

Next post: