İstanbul’da bir ilk: Türkiye Ukrayna yuvarlak masa toplantısı

by burakpehlivan on 29/12/2016

img_4625

2016 yılında özellikle Türkiye Ukrayna ekonomik ilişkilerinde birçok ilke tanıklık ettik. Bunlardan biri de İstanbul’da ilk kez gerçekleştirilen Türkiye Ukrayna Yuvarlak masasıydı. Ülkemizin saygın hukuk bürolarından Gün+Partners ile Ukrayna’da yıllardır en iyi hukuk şirketi seçilme başarısını kimseye kaptırmayan Vasil Kisil tarafından düzenlenen, Ukrayna’nın Türkiye Büyükelçiliği, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu(DEİK) ve Uluslararası Türk Ukrayna İşadamları Derneği(TUİD) tarafından desteklenen bu organizasyonda, Türk ve Ukraynalı İşadamları, diplomatlar, hukukçular bir araya gelerek, altı ana konuda tartışma yürüttü. Etkinlikte, Ukrayna’daki yatırım ortamı ve Türkiye Ukrayna arasındaki antlaşmalar ele alınırken, Türkiye’deki Ukrayna  firmaları ve Ukrayna’daki Türk firmaları kesin veriler ve vaka çalışmaları eşliğinde değerlendirildi. Türkiye’de uygulanan uyuşmazlık çözüm yöntemlerinin Ukrayna’da uygulanamaması, Ukrayna’da mahkeme kararlarının tanınması ve uygulanması, bu anlamda sınır ötesi dava takibi, Ukrayna’daki vergi muafiyetleri ve ayrıcalıkları, KDV iadeleri, vergi uyuşmazlıkları ile Ukrayna’da işgücü ve istihdam hukuku da ayrıca analiz edild. Orta ve Doğu Avrupa’nın hukuk konusunda en önemli yayın organı olan CEE Legal Matters Dergisi’nin genel yayın yönetmeni David Stuckey moderatörlüğündeki yuvarlak masa toplantısında ben ise Ukrayna’daki genel ekonomik ve siyasi duruma değinirken, ülkedeki Türk yatırımlarına ve bu yatırımların daha da artırılabilmesi için neler yapılabileceğine ilişkin bir sunum yaptım.

Türkiye Ukrayna ekonomik ilişkilerine ilişkin olarak son derece kapsamlı bir biçimde İstanbul’da ilk kez yapılan bu yuvarlak masa toplantısı Ukrayna’nın İngilizce yayın yapan saygın gazetesi Kyiv Post’un tek bir ülkeye dönük olarak tarihinde ilk kez organize ettiği ve Türkiye Cumhuriyeti Kiev Büyükelçisi Yönet Can Tezel’in yanı sıra ülkedeki Türk firmalarının yöneticilerini ve Türk işadamlarını bir araya getiren Kyiv Post Türk kahvaltısına da ilham verdi, bu organizasyonun öncüsü oldu. Bu keyifli ama bir o kadar da verimli geçen etkinliğe ise daha sonra başka bir yazımda değineceğim.

Sunuma geçmeden önce şunu da belirtmeliyim ki, Türkiye Ukrayna yuvarlak masa toplantısında, yatırımlar yapılırken ne yazık ki çoğu zaman çok da dikkat edilmeyen ancak hatalar ve sorunlarla karşılaşıldığında önemi anlaşılan hukuk, vergi gibi konularda son derece yararlı bilgileri hem teoride hem de vaka çalışmalarıyla pratikte ele almak son derece faydalı oldu. 

Ukrayna, 2014 yılı şubat ayında dönemin cumhurbaşkanı Yanukoviç’in devrilmesi ve ülkeyi terk etmesiyle sonuçlanan Avrupa Meydanı olayları sonrasında  ilk etapta jeopolitik, ekonomik ve siyasi birçok sorunla karşılaştı. Nüfusun %5’ini oluşturan, ülkenin turizm merkezi, Karadeniz’de stratejik bir konuma sahip Kırım, Rusya Federasyonu tarafından ilhak edilirken, sanayi üretiminin %15’ini, ihracatın ise %25’ini gerçekleştiren Doğu Ukrayna’daki Donbas Bölgesi’nde başlayan çatışma ortamı sonucunda 10 bin civarında kişi yaşamını yitirdi. Bugün, hala Donbas’ın ülke topraklarının yaklaşık %7’si oluşturan bir bölümü merkezi hükümetin kontrolünde değil. 

Ukrayna’da 2014 ve 15 yıllarında kümülatif %16 oranında ekonomik küçülme yaşanırken, ülkenin para birimi grivnanın dolar karşısında %70 değer kaybetmesinin de etkisiyle 2013 yılı sonunda 183 milyar dolarlık milli gelir 90 milyar dolara geriledi.   Rusya’nın, Ukrayna’ya doğrudan ve transit ambargosu uygulamasına kaybedilen topraklara, tahrip olan altyapıda eklenince ülkenin dış ticaretinde dramatik bir  düşüş yaşandı. Dış ticareti de yarı yarıya azalmış durumda. Rusya’nın Ukrayna ile dış ticaretinde %35 ile %40 arasında değişen payı ise dramatik bir biçimde düşerek k %10’lara geriledi. Tablo ilk bakışta oldukça olumsuz gözüküyor ancak ülkede son üç yılda yaşanan değişimlere daha ayrıntılı baktığımızda iyimser, pozitif bir bakış açısına sahip olunması şaşırtıcı olmayacaktır.

Avrupa olayları sonrasında yapılan cumhurbaşkanlığı ve meclis seçimleri sonucunda, ülke tarhinin en batı yanlısı  ve reformist cumhurbaşkanı, meclisi ve hükümeti oluştu. Ukrayna liderliği ve yapısal reformları gerçekleştirmenin artık bir tercih değil, zorunluluk olduğunu benimserken, Batı, Ukrayna’daki değişim iradesini 4 yıl için 35 milyar dolarlık bir finansal yardım paketiyle destekledi.  Bu süre zarfında Avrupa Birliği ve Amerika ile IMF, EBRD, Dünya Bankası, Avrupa Yatırım Bankası gibi uluslararası finans kurumlarının desteğiyle ülkenin geride kalan 22 yıllık bağımsızlık tarihinde yapılmayan yapısal reformlar bir bir yaşama geçirildi ve bu süreç hala devam ediyor. Ayrıca Avrupa Birliği ve Kanada ile Serbest Ticaret Antlaşmaları imzalandı. Reformlardan birkaçını sayarsak, bankacılık sektöründe ciddi düzenlemeye gidildi, 180 olan banka sayısı 100’e indirildi, mevzuat basitleştirilirken, Ukrayna’nın Botaş’ı olan Naftogaz’ın yıllık ülke GSMH’sinin %8’ini bulan açıkları sıfırlandı. Elbette yapılması gereken daha birçok reform var. Özellikle yolsuzluklarla mücadele ve yargı bağımsızlığı gibi konularda içeride ve dışarıda büyük eleştiriler var ama bu kadar kısa sürede Ukrayna gibi bir ülkenin başardıklarını gölgelememek gerek. Bununla birlikte ülkenin çok ihtiyaç olduğu yabancı sermayenin ülkeye gelmediğini görüyoruz. Son üç yılda alınan doğrudan yatırımların kümülatif toplamı 2013 rakamlarına bile ulaşamıyor. Peki neden?

Geçmişte en büyük yatırımcı ülkelerden biri olan Rusya ile ekonomik ilişkiler asgari düzeye inmiş durumda buradan yatırım gelmiyor. Batlı yatırımcılar ise başlıca üç nedenden, Ukrayna’ya yatırım yapmaya şimdilik sıcak bakmıyorlar. Hukukun üstünlüğünün sağlanamaması, ülkedeki yaygın yolsuzluk ve Doğu Ukrayna’da devam eden gerginliğin neden olduğu jeopolitik risk Batı’dan gelecek yatırımları frenliyor. Ayrıca Ukrayna, Ukrayna, ülkedeki değişimlerle ilgili yabancı yatırımcılara yeterli bilgilendirme yapmakta ne yazık ki zorluk çekiyor. Bu ortamda, Ukrayna’nın önünde özellikle bugün için çok ihtiyaç duyduğu yabancı sermayeyi başka ülkelerden çekmekten başka bir seçenek gözükmüyor Bu noktada, zaten Ukrayna’daki yatırımları 2 milyar doları geçen, hemen hemen her sektörde ülkede firmaları faaliyet gösteren Ukrayna’nın Karadeniz komşusu Türkiye’nin adı ön plana çıkıyor.

Ukrayna’da 600 dolayında Türk firması faaliyet gösterirken, ülkenin en büyük üç cep telefonu operatöründen biri Türk. Alanlarında Ukrayna’da pazar lideri olan birçok giyim markası ya Türk ya da Türk yatırımcılar tarafından yönetiliyor. Türk müteahhitleri Ukrayna’da 5,5 milyar $’lık taahhüt gerçekleştirirken,  iki Türk bankası bu fırtınalı ortamda güven veriyor, Türk firmalarını verdikleri kredilerle destekliyorlar. Ukrayna’daki en büyük yabancı havayolu şirketi Türk Havayolları,  bir Ukrayna firması olarak Atlasglobal Ukraine ve düşük maliyetli havayolu Pegasus İstanbul’u Ukrayna’nın 6 farklı şehrine bağlıyorlar. MAU da hesaba katıldığında  iki ülke arasında günlük ondan fazla sefer icra ediliyor.  Ülkedeki Türk iş dünyasının ve Türk profesyonellerin örgütlendiği güçlü işadamı derneklerimiz var, ayrıca birçok çokuluslu firma ve kurumun üst yönetiminde ise Türk profesyoneller başarıyla görev yapıyorlar. Tüm bunlar pazara yeni girecek Türk firmaları için karşılaştırmalı olarak rekabet avantajı sağlıyor. Ancak bilhassa sanayi sektöründeki Türk yatırımlarının kitlesel olarak artmasının anahtarı iki ülke arasında müzakereleri 2007 yılından beri devam eden Türkiye Ukrayna Serbest Ticaret Antlaşmasının(STA) imzalanmasından geçiyor.

STA’lar yalnızca ticaret antlaşmaları değil yatırım antlaşmalarıdırlar da. Ne yazık ki yukarıda ifade ettiğim nedenlerle AB ülkelerinin şirketleri Ukrayna’ya yatırım yapmıyorlar ve bunun sonucu olarak 2014’ten bu yana AB’nin Ukrayna’ya ihracatı, bu ülkeden ithalatından çok daha hızlı arttı. Riskli ülkelerde iş yapma deneyimine sahip, AB firmalarının gözünü korkutan konularda daha dirençli Türk firmaları Ukrayna’ya çok daha rahat yatırım yapabileceklerdir. Türkiye’de asgari ücret yaklaşık 450 dolar. Elbette ülkemizden sermayenin gitmesini istemeyiz ancak bu asgari ücret baremiyle bazı sektörlerde Türkiye’de üretim yaptığında rekabet gücünü kaybeden firmalarımız varsa, bunların Bulgaristan, Romanya, Mısır, Pakistan gibi ülkelere gitmelerindense, asgari ücretin yalnızca 57 dolar olduğu, dünyanın en büyük pazarı AB ile serbest ticaret antlaşmasına sahip ve dört AB üyesiyle sınırı olan  Ukrayna’ya gelmelerini elbette tercih ederiz. Bununla beraber Türkiye Ukrayna arasında STA olmaması hem Türkiye’den buraya ihraç edilecek ve Türk fabrikalarında işlenecek hammamadde ve yarı mamulün gümrük vergisine tabii tutulması hem de işlenmiş ürünlerin Türkiye’ye ihraç edilmesi durumunda burada vergilendirilmesi nedeniyle mevcut yatırım avantajlarını azaltıyor.  

Türkiye ile Mısır arasında STA imzalanmadan önce yalnızca 50 milyon $ olan Türk yatırımları, 3 yıl içerisinde 2 milyar doları aşmıştır. Mısır’ın, Ukrayna’dan daha istikrarlı, yolsuzluğun daha az olduğu ve hukukun üstünlüğünün daha yüksek olduğunu sanırım iddia edemeyiz. Ukrayna, Türkiye ile yaptığı ticarette son 15 yılda 33 milyar dolar fazla vermiştir ve Türkiye, Ukrayna’nın en fazla dış ticaret fazlası verdiği ülkedir. Bununla beraber önemli olan pastanın büyümesidir zira dış ticaretimiz son yıllarda hızla daralıyor. Bundan dolayı Türkiye Ukrayna STA’sı vakit geçilmeden imzalanması ve iki ülke liderliğini 2020 yılına kadar ulaşılması hedefi koyduğu 15 milyar dolarlık dış ticaret hacmini yakalamanın önündeki bu en büyük engel kaldırılmalıdır. Ukrayna’da daha çok Türk yatırımı ülke için daha çok istihdam ,daha çok teknoloji ve know how ve neticede ise daha iki ülke halkları için daha çok ticaret ve refah demek.

Burak PEHLİVAN

Share on Facebook126Share on Google+0Share on LinkedIn123Tweet about this on TwitterPin on Pinterest0

Aşağıdaki butonları tıklayarak, yazıyı arkadaşlarınızla paylaşın!

Leave a Comment

Previous post:

Next post: