IMF Ukrayna daimi temsilcisi, Türk Ukrayna İşadamları Derneği’nde konuğumuzdu

by burakpehlivan on 22/12/2016

dsc_6165

Yılın son günleri ve gelen yılın başlarında, Uluslararası Türk Ukrayna İşadamları Derneği(TUİD)’e Ukrayna ekonomisi hakkında uzman isimleri davet ederek hem yılın ekonomik bir değerlendirmesini yapıyor hem de gelecek yıla ilişkin beklentileri tartışıyoruz. Bu durum son beş yıldır adeta bir gelenek haline geldi. Bu çerçevede geçmiş yıllarda Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası(EBRD) ve Dünya Bankası başta olmak üzere uluslararası finans kurumlarından,  ülkede faaliyet gösteren yabancı bankalar ve denetim firmalarından, Ukrayna devlet kurumlarından ve büyükelçiliğimizden konuklarımız oldu. IMF Ukrayna daimi temsilcisi Jerome Vacher’in de  ziyareti de bu kapsamdaydı. Ancak bu ziyareti birkaç nedenle tarihi bir ziyaret olarak tanımlamak mümkün. 

“Ukrayna Türk iş dünyasını hayranlıkla takip ediyorum “

Ukrayna tarihi günler geçiriyor zira bu hafta başında Ukrayna’da bankacılık sektöründeki toplam aktiflerin %20’sini oluşturan, toplam bankacılık işlemlerinin ise %50’sini gerçekleştiren Privatbank kamulaştırıldı. Böylece 2014 yılı başından beri devam eden ve toplamda 183 olan banka sayısını bugün itibarıyla 98’e indiren bankacılık sektöründeki temizlik ve yeniden yapılanma süreci yeni bir merhaleye girdi. İşte böyle önemli bir zamanlamayla, Privatbank’a devlet tarafından el konulmasından yalnızca bir gün sonra hem de mecliste Ukrayna’nın 2017 bütçesinin kabul ediliği gün IMF’den bir isim, kurumun Ukrayna’daki en yüksek düzeydeki yöneticisi, IMF Ukrayna daimi temsilcisi Fransız Bankacı Jerome Vacher, Uluslararası Türk Ukrayna İşadamları Derneği’ne  bir ziyaret gerçekleştirdi. Dolayısıyla hem TUİD’de ilk kez üst düzey bir IMF temsilcisini ağırlamamız hem de böyle bir kritk bir zamanda bu ziyaretin olması nedeniyle Vacher’nin ziyareti tarihiydi. IMF Ukrayna temsilcisi soru cevap bölümüyle beraber yaklaşık iki saat süren sunumunda bu ziyareti gerçekleştirmesinin nedenini, Ukrayna’daki Türk sermayesinin, Ukrayna için taşıdığı  önemden kaynaklandığını ve ayrıca hayranlıkla dışarıdan takip ettiği Ukrayna Türk iş dünyasını da  böylece yakından tanımak olarak açıkladı.

IMF ile Ukrayna arasında 17 milyar dolarlık finansal yardım antlaşması yürürlükte

2013 yılı mayıs ayından beri IMF Ukrayna daimi temsilciliği görevini sürdüren Jerome Vacher, 2014 yılı şubat ayında Ukrayna’da gerçekleşen yönetim değişikliği sonrasında meydana gelen olayları, ekonomik değişim ve gelişimeleri en üst seviyede takip eden isimlerden biri zira bu süreçte Ukrayna’ya Batı tarafından sağlanan 35 milyar dolarlık finansal yardım paketinin en büyük bölümünü, 17 milyar $’lık krediyi,  IMF sağladı ve ülke ekonomisindeki olası bir iflasın önüne geçildi.  Bugün itibarıyla, Ukrayna, IMF’in en büyük müşterisi durumunda. 

Ukrayna için Batı’nın desteği ve IMF çıpası devamı ile yapısal reformların hızlanması, yüksek ekonomik büyüme için ön şart

Geride bıraktığımız iki yılda her ne kadar Ukrayna ekonomisi %15’den fazla küçülse de, birçok  yapısal reforma imza atıldığını gördük. Ukrayna bağımsızlık döneminin ilk 23 yılında yapılmayan, yapılamayan birçok reformun bu süreçte gerçekleştirildiğine tanıkılık ettik. Ukrayna’da bugün ülke tarihinin en batı yanlısı cumhurbaşkanı, hükümeti ve meclisi var. Ancak tüm bunlara rağmen içinde bulunduğumuz yılda sağlanan büyüme oranı çok düşük, 2017 için ise %2,5 gibi oldukça mütevazi bir büyüme oranı uluslararası finans kurumları tarafından öngörülüyor. Zaman geçtikçe popülist bazı politikacıların ki bunlar arasında iktidardaki koalisyona mensup milletvekilleri de var, “bizim IMF ‘e ihtiyacımız yok IMF’siz de yolumuza devam edebiliriz” sözlerine tanıklık ediyoruz. IMF ile olan ilişkilerde yaşanan bazı pürüzler, IMF ödemelerinde uzun süreli gecikmelere yol açıyor. Bu arada ülke siyasetinin bir bölümünün, Batı’nın desteği, IMF çıpası ve yapısal reformlarının devamının, ülkede ekonomik istikrarın sağlanmasında ve büyümenin yeniden başlamasındaki önemini görmezden geldiğini açık.

Kurda istikrar görece sağlanmışken IMF’in de en önem verdiği konulardan biri olan bankacılık sektöründe taşlar artık yerine oturuyor derken, ülkenin en büyük bankası Privatbank  kamulaştırıldı. Privat’ın vergi mükelleflerine ve bütçeye getireceği yük henüz bilinmiyor. Kimileri 6 milyar $ derken, kimileri ise bankanın 11,4 milyar dolarlık aktiflerinin tamamına yakınının bankanın eski ortaklarının firmalarına kredi olarak verildiğini, eğer paralel hesaplar varsa bununla da kalmayıp, bu rakamın 10 milyar $’ın da üzerine çıkabileceğini söylüyorlar. Jerome Vacher’in ziyareti de Privat’a el koyulma kararının  alındığı günün ertesinde gerçekleştiği için elbette toplantının bir numaralı gündemi Privatbank’ın kamulaştırılmasının ekonomiye ve reel sektöre getireceği etkiler oldu. Vacher daha sonra ise 2016 yılının genel bir değerlendirmesini yaparken, bizlerle 2017 yılında ekonomiye ilişkin öngörülerini paylaştı, orta vadede ise Ukrayna ekonomisini nerede gördüğüne dönük değerlendirmelerini yaptı. 

Privatbank’ın kamulaştırılması Ukrayna’da finansal istikrarın sağlanması için önemli bir adım 

Her şeyden önce şunu belirtmeliyim ki kısa vadede de orta vadede de IMF Ukrayna temsilcisi ülke ekonomisinine ilişkin oldukça olumlu görüşlere sahip. Toplantı basına kapalı olduğu için tabii ki sunumun ayıntılarına girmeyeceğim ve burada yalnızca genel değerlendirmelere yer vereceğim. Privatbank’ın kamulaştırılması başta IMF olmak üzere uluslararası finans kurumlarının desteklediği bir gelişme. Nitekim IMF, bu gelişmeyi finansal istikrarın sağlanması için önemli bir adım olarak nitelerken, EBRD ise ileriye dönük doğru bir hareket olarak tanımladı. AB’nin dış politika temsilcisi Federica Mogherini ise Ukrayna otoritelerini bu kararlarından dolayı tebrik etti. Vacher de bu ifadelere paralel olarak sistematik olarak önemli bir banka olan Privat’ın bugün itibarıyla Merkez Bankası aracılığıyla Ukrayna Maliye Bakanlığı’nın sahipliğine girdiğinin, mudilerin paniğe kapılmaması gerektiğinin ve kararın arkasında olduklarının altını çizdi. Fransız Bankacı, Ukrayna bankacılık sektöründe yeniden yapılanmanın sürdüğünü, özellikle kreditör haklarının garanti altına alınmasıyla, sektörün yeniden reel sektörü besleyebilen bir yapıya kavuşacağını düşündüğünü de ifade etti.

Jerome Vacher’e göre 2016, her şeye rağmen başarılı bir yıl oldu. IMF’in önem verdiği konular olan makroekonomik istikrarın sağlanması ve  korunması, bankacılık sektöründeki yeniden yapılanma, bağımsız kurumların oluşturulması gibi alanlarda ilerlemeler sağlandığını hatırlattı. Ancak 2017 yılında ekonomik büyümenin hızlanması ve orta vadede Ukrayna’nın bölgede güçlü ve refah içerisinde bir ülke olarak yerini alması için ne gibi adımlar atılması gerektiği sorumuza cevap verirken bu yapılanların çok daha ötesine geçilmesi gerektiğini ifade etti. Yolsuzlukla etkin mücadele, hukukun üstünlüğünün temini, tekelleşmenin ortadan kaldırılması, bürokrasinin azaltılması, şeffaf ve başarılı özelleştirmelerin gerçekleştirilmesinin önemine değinirken, ülkede tarım sektörünün büyümenin gerçek manada lokomotifi olmasının önünü açacak tarım alanlarının alınıp satılmasını engelleyen moratoryumun kaldırılmasının çok önemli bir adım olacağını söyledi. Ayıca bugün için GSMH’ya oranı %7’ye ulaşan ve dünyada Yunanistan’dan sonra en yüksek orana sahip emeklilik sistemindeki açığın kapatılmasının yani emeklilik reformu yapılmasının gerekliliğine işaret etti.  

“Ukrayna iş dünyası etkin, dinamik, kendini hızla yeni şartlara adapte edebilen bir yapı”

IMF Ukrayna temsilcisi Jerome Vacher, toplantı esnasında Ukrayna’daki Türk iş dünyasına hayranlığını dile getirmekten çekinmezken, Ukrayna’ya 600 firmaylda toplamda 2 milyar $’dan fazla yatırım yapan, 6 milyar $’a yakın inşaat taahhütü gerçekleştiren Türk iş dünyasını  oldukça etkin, dinamik ve kendini hızla yeni koşullara adapte edebilme yeteneğine sahip bir yapı olarak tanımladı. Fransız bankacı, bu zor ekonomik koşullarda Türk firmalarının da durumunu sormayı ihmal etmezken, Ukrayna için çok önemli olduğunu düşündüğü daha fazla Türk yatırımı için ne yapılmasını gerektiğini de paylaşmamımızı rica etti. Neticede çoğu ithalatçı olan Türk firmaları büyük bölümü 2014 yılında olduğu gibi 2015 yılını da %70 bulan devalüasyon ve halkın alım gücündeki hızlı yıpranmadan ötürü ne yazık ki zararla kapadılar. Buna karşılık mevcut yatırımlar korunurken,  ülkeye yeni Türk yatırımları gelmeye devam ediyor. Türk sermayesi, Ukrayna’nın potansiyeline ve parlak geleceğine inanıyor. Ancak Vacher’ye  de ifade ettiğimiz gibi Türk firmaları için daha fazla yatırımın anahtarı öncelikle Türkiye Ukrayna Serbest Ticaret Antlaşması’nın bir an önce imzalanmasından, ikincisi ise özellikle havacılık sektöründeki tekelleşmenin ortadan kaldırılmasıyla Türk ve Ukraynalı havayolu şirketlerine iki ülke arasında daha fazla uçuş izni verilmesinden geçiyor.

Ülkemiz de Ukrayna’da zor günler geçiriyor. Bu zorlukların çözümüne katkıda bulunma noktasında ne yazık ki imkanlarımız sınırlı ancak elimizden gelen alanlarda en fazlasını yapmamıza da bir engel yok. Bu noktada Ukrayna Türk iş dünyası olarak iki ülke ekonomik ilişkilerine büyük ivme kazandıracak ve stratejik işbirliğini daha da derinleştirecek Türkiye Ukrayna Serbest Ticaret Antlaşması konusunda lobi faaliyetlerimizi hızlandırırken, ilişkilerimizde köprü görevi gören Ukrayna’daki mevcut şirketlerimize de yeni yatırımcılara da dönük bu ülke hakkındaki bilgi alma seçenek ve imkanlarını artırmalıyız. Bu anlamda IMF Ukrayna daimi temsilcisi Jerome Vacher gibi Türkiye dostlarının varlığı şüphesiz bizim için büyük kazanç oluyor. 

Burak PEHLİVAN

   dsc_5916  dsc_5947    dsc_5988

dsc_5992   dsc_6058    dsc_6134  dsc_6165

Share on Facebook157Share on Google+0Share on LinkedIn0Tweet about this on TwitterPin on Pinterest0

Aşağıdaki butonları tıklayarak, yazıyı arkadaşlarınızla paylaşın!

Leave a Comment

Previous post:

Next post: