Ukrayna’nın Büyük Şansı, Almanya mı?

by burakpehlivan on 10/11/2011

haber

 

 

 

 

 

 

 

 

 

8 Kasım 2011 tarihi, Rusya, Almanya ve Ukrayna ilişkilerinde bir dönüm noktası oldu. Doğalgazda, transit ülke Ukrayna’yı bypass eden Kuzey Akımı’nın resmi açılışı Alman Şansölyesi Merkel ve Rusya Başkanı Medvedev tarafından gerçekleştirildi. Kuzey Akımı, Rusya ile bu projede ortak hareket eden Almanya olmasa yaşama geçirilemezdi. Bu hattın açılışıyla doğalgazda Avrupa arz güvenliği konusunda önemli bir mesafe alınırken AB’nin Ukrayna üzerinden taşınan gaza bağımlılığı görece azaldı, Ukrayna’nın transit ülke olarak stratejik önemi önemli bir darbe aldı. Almanya, Rusya ile ekonomik ve siyasi ilişkilerini Sovyetler Birliği’nin çöküşünden beri hızla geliştiriyor, buna karşı Ukrayna-Almanya ekonomik ve siyasi ilişkileri olması gereken düzeyin çok gerisinde seyrediyor. Hatta bu hattın açılışında yaşandığı gibi, Almanya’nın bölgeye ilişkin öncelikleri daha ziyade Rusya karşısında Ukrayna’nın ikinci plana atılmış olduğu gibi bir algı oluşturuyor.

Euro Bölgesi’nin en büyük ekonomisi ve AB’nin lokomotifi Almanya, İngiltere ve Amerika’nın aksine milli gelirinde sanayinin payını %10’ların altına düşürmedi. Bugün sanayinin Alman ekonomisindeki payı %20’nin üzerindedir. Güçlü sanayisi ile Almanya, ABD’nin üstünde Dünya’nın en büyük ikinci ihracatçısıdır. Almanya, Euro Bölgesi’nin 3. büyük ekonomisi olan ve borç kriziyle boğuşan İtalya’nın aksine, kimya, demir-çelik, otomotiv ve makine gibi alanlarda, rakip üretici ülkelerin onu rekabette fazla rahatsız edemeyeceği niş alanları seçmiş ve sanayisini ileri teknoloji ürünleri imalatıyla yapılandırmıştır. Çoğunluğu orta boy aile işletmeleri olan sanayi şirketleri hem ihracat pazarlarındaki deneyimleri, hem üretim esneklikleri hem de kaliteli üretimleriyle Almanya’nın krizlere karşı panzehirini oluşturmaktadır. Bununle beraber Alman şirketleri, ülkenin imalatta rekabet avantajını kaybettiği alanlarda hızla yabancı ülkelere direk sermaye yatırımları yaparak, rekabet güçlerini korumaktadırlar.

Doğu Avrupa ve Rusya’da çok büyük yatırımları olan Almanya ve Alman özel sektörünün yazının başında da belirttiğimiz gibi, Ukrayna’daki yatırımları çok sınırlı kalmaktadır. Her ne kadar, Ukrayna’daki Alman doğrudan yatırımı 7,3 milyar $ olarak gözükse de, aslında bir Hint-Fransız Firması olan Arcelor-Mittal’in, Ukrayna tarihinin en büyük özelleştirmesine imza atarken, Krivoroy Demir Çelik fabrikasınının 4,8 milyar $’lık özelleşitrme bedelini Almanya’daki iştirakini kullanarak ödemiş olması yatırım stoğunu büyütmektedir. Bu rakam düşüldüğünde, ülkedeki Alman yatırımları 2,5 milyar $ seviyesine gerilemektedir ki yalnız 2011 yılının ilk 4 ayında, Rusya’ya Almanya’dan yapılan doğrudan yatırımlar 1,2 milyar $’dır. Rusya’da halihazırda 6.000 Alman sermayeli firma aktif durumdayken, bu sayı Ukrayna’da 1000 civarındadır. Alman firmaları, Ukrayna’da özellikle bankacılık ve finans sektöründe yatırımlarda çok muhafazakar davranıyorlar. Türk Ukrayna İşadamları Derneği’nde yaptığı sunumda, Alman Ukrayna İşadamları Derneği basın sözcüsü Wolfram Rechbock’un ifade ettiği gibi esas Alman sermayesi, Ukrayna’yı henüz yatırım radarına almamış durumdadır.

Perakendede Metro Grup ve Real, Çimentoda Heidelberg Cement ve ülkede 6.000 kişi istihdam ederek önemli bir güce ulaşan kablo imalatında önde gelen Alman otomotiv yan san sanayi şirketi Leoni gibi firmalar ülkedeki yabancı yatırımlar konusunda her ne kadar öne çıksalar da, Almanya’nın yatırım gücüyle karşılaştırıldığında bu örnekler çok zayıf kalmaktadır. Ukrayna’daki yatırım ikliminin bir türlü iyileştirilememesi , yolsuzluklar ve rüşvet konusunda kendi ülkelerindeki yasaların ağırlığıyla çok duyarlı olmak durumunda olan Alman firmalarını Ukrayna pazarından uzak durmaya itmektedir.

2012 Avrupa Futbol Şampiyonası, Almanya ve Ukrayna ilişkilerinde bir dönüm noktası olabilir. Bugün Almanya’da birçok kişi Ukrayna’nı hala Rusya’nın bir parçası olarak görüyor. Bu şampiyona Ukrayna’nın bilinirliğini Alman kamuoyu nezdinde önemli ölçüde artıracaktır. Siyasi sıkıntılara rağmen AB ve Ukrayna arasında Serbest Ticaret Antlaşması imzalanması da yakın bir tarihte gerçekleşecek gibi gözüküyor. Ukrayna liderliği gerekli iradeyi gösterebilir ve ülkede yatırımcılar açısından uygun bir yatırım iklimi oluşturabilirse, bu iki unsurun da birleşmesiyle Alman sermayesinin ülkeye hızla akması söz konusu olacaktır. Polonya ve benzer Doğu Avrupa ülkelerinde artan işgücü maliyetleri, eğitimli nüfusu ve görece düşük üretim maliyetleriyle Ukrayna’yı Almanya açısından sanayide cazibe merkezi haline getirecektir. Artan Alman yatırımları, istihdam, know-how edinimi, büyüyen ihracat, ekonomik gelişme ve refah artışı olarak Ukrayna halkına geri dönecektir.

Burak PEHLİVAN

Share on Facebook0Share on Google+0Share on LinkedIn0Tweet about this on TwitterPin on Pinterest0

Aşağıdaki butonları tıklayarak, yazıyı arkadaşlarınızla paylaşın!

Leave a Comment

Previous post:

Next post: