Ukrayna’da, Kyiv Post’dan Türkiye paneli, Burak Pehlivan

by burakpehlivan on 22/12/2015

12341276_976733159054005_217084283209808915_n

Kyiv Post 1995 yılında Amerikalı gazeteci Jeff Sunden tarafından kuruldu ve kuruluşundan itibaren yalnızca iki sahibi oldu. Gazete, 2009 yılında, global ekonomik krizin hemen ertesinde servetini Ukrayna’da demir-çelik üretim ve satımından elde eden ve bugün ise emlak sektöründe yatırımları olan Pakistan asıllı Britanya vatandaşı, bir Türkiye dostu Muhammet Zahur tarafından satın alındı. Yayın organı, Zahur’un sahipliğinde de çizgisini bozmadı; 20 yıldır bağımsız ve tarafsız kalarak, Ukrayna hakkında İngilizce olarak fikir sahibi olmak isteyenlerin başlıca kaynağı olma özelliğini sürdürdü, sürdürüyor. Tarafsız derken, elbette Batı’nın düşünce özgürlüğü, demokrasi, insan hakları ve yargı bağımsızlığı gibi temel değerleri noktasında taraf oldu. Benim de zaman zaman makalelerimle katkıda bulunduğum Kyiv Post’un yayın çizgisine tamamen katıldığımı elbette söyleyemem ancak özellikle son iki yılda hem basılı versiyonu hem de internet sitesi ile Ukrayna için çok önemli bir vazife üstlendiğini ve ülkenin batıya yürüyüşünde önemli bir katalizör görevi üstlendiğini söylersek abartılı bir yorum yapmış olmayız.

2013 yılının kasım ayında başlayan Avrupa Meydanı olaylarının sonucunda Ukrayna’da yönetim ve buna bağlı olarak rejimin değişmesi, Kırım’ın Rusya Federasyonu tarafından ilhakı, Doğu Ukrayna’da yaşananlar, Ukrayna’yı dünyanın merkezine oturturken, Kyiv Post’un dijital medyada takipçi sayısında adeta patlama yaşandı. Haftalık 11 bin adet basılan gazetenin internet sitesi 2014 yılında 65 milyon kez sayfa görüntülenmesi aldı. Bir yandan yayın organına artan ilgi, bir yandan ekonomik krize ve basılı medyada teknolojik gelişmelere de bağlı olarak azalan gelirler, Kyiv Post’u farklı alanlarda da etkin olmaya itti. Avrupa’da, hatta dünyada ses getiren konferanslar düzenlenmeye, bu şekilde ülkenin önemli sorunlarının hem Ukrayna, hem de dünya gündemine taşınmasına ve bu sorunlara çözüm bulunmaya çalışıldı. Tiger Konferansları olarak adlandırılan bu konferanslardan aralarında Türk Havayolları ve Uluslararası Türk Ukrayna İşadamları Derneği’nin de yer aldığı sponsorların desteğinde organize edilen sonuncusunun teması yeni Ukrayna’nın ihtiyaç duyduğu yeni sosyal sözleşme olurken, 24 konuşmacı ve 350’den fazla katılımcı, hukukun üstünlüğü, enerji, vizyonist liderlik ve yeni ekonomi panellerinde, bu temayı tartıştı.

12341215_976729625721025_6975797214950501516_n

Ukrayna’ya ilgi açık ve Kyiv Post dışında da çok sayıda kurum ve kuruluş tarafından, birçok konferans ve forum geçtiğimiz iki yıl içerisinde düzenlendi. Bu organizasyonlara aralarında benim de bulunduğum yerel isimler dışında, dünya çapında isimlerin de konuşmacı olarak katılması sağlandı. Konferanslarda, organizatörler konuşmacı seçerken şu iki kritere öncelikle dikkat etmeye çalışırlar. Bunlardan birincisi konuşmacının sıfatı, pozisyonu, temsil ettiği kurumun gücü ve geçmişiyle bir değer taşıması; ikincisi ise konuşmacının sunumunun içeriği, akıcılığı ve genel olarak performansıyla izleyici kitlesinin ilgisini çekebilmesi, takdirini kazanabilmesidir. Bu iki genel kriteri bir arada bulundurabilen konuşmacı sayısı ise oldukça azdır. Bu noktada, artık Ukrayna’da birbirine benzeyen konuk ve konuların yer aldığı konferanslardan biri olan Tiger Konferansının yıldızı, Nomura Yatırım Bankası’nn stratejisti İngiliz Timoty Ash oldu. Ash’in yatırım bankacılığını takdir edecek durumda değilim ama aralarında Türkiye’nin de yer aldığı 40’a yakın gelişmekte olan ülkeye ilişkin analizlerine değer veririm ve mutlaka takip etmeye çalışırım. Bu konferansta yönettiği yeni ekonomi panelindeki moderatörlüğü, hakikaten iyi ki bu konferansa katılmışım dedirtti.

12294787_976737905720197_2565425477696103048_n

Timoty Ash dışında, Maliye Bakanı Natali Jaresko ile Ukrayna’nın gıda devi Çumak’ın kurucusu İsveçli işadamı Karl Sturen’in aralarında yer aldığı birkaç konuşmacının daha performansları gerek içerikleri gerekse sunum stilleri açısından ilgi çekiciydi, ancak konuşmacılar genel anlamıyla tat vermedi. Bununla birlikte bu tarz konferansların en önemli özelliklerinden biri de panel aralarında karar alıcılarla, analistlerle bir araya gelip değerlendirme yapma imkânınız olmasıdır. Zira her ne kadar Ukrayna’da yaşasanız ve birçok gelişmeyi yerinde gözlemleme şansınız olsa da, bazen dışarıdan bakış açıları, sizin göremediğiniz, fark edemediniz ayrıntıları yakalamanızı sağlar. Konuşmalar, tartışmalar bilginizin gelişmesine, düşüncelerinizin zenginleşmesine katkı yapar ve tüm bunlar da daha iyi ve doğru analizler yapabilmenizin önünü açar. Bu noktada Tiger Konferansın oldukça başarılı geçtiğini söylemek mümkün.

Yıllardır kalemimim elverdiğince yazmaya, dilim döndüğünce anlatmaya çalışırım. “Türkiye, Ukrayna’nın, Ukrayna ise Türkiye’nin önemini yeterince anlamıyor, bu noktada yapılanlar tüm iyi niyetlere rağmen yeterli değil” diye. Son yıllarda yaşananlar, iki ülke ekonomik ve siyasi ilişkilerinin güçlü olmasının ne kadar kaçınılmaz ve değerli olduğunun bir kez daha anlaşılmasını sağladı. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Ahmet Davutoğlu birkaç gün önce yaptığı konuşmada bu dostluğun öneminin en üst derecede altını çizerek, en kısa zamanda Ukrayna’ya gitmeyi planladığını kamuoyuyla paylaştı. Ukrayna cumhurbaşkanı Petro Poroşenko ise muhtemelen mart ayında, Ankara’ya çok önemli bir ziyaret gerçekleştirecek. İki ülke ilişkileri açısından tarihi bir döneme girildiğine kuşku yok. Her saniye, her dakika önemli. Bu konuda devlet görevlilerimiz kadar, iş dünyamızın temsilcileri de üzerlerine düşen sorumluluğu yerine getirmekten kaçınmamalı, bu ziyaretler öncesi önümüzdeki birkaç aylık dönemde Ukrayna Türk iş dünyası, iki ülkenin işadamı organizasyonları, sivil toplum çalışmalarını yoğunlaştırmalıdır.
Bu noktada 2016 yılı şubat ayında, Kyiv Post’un düzenleyeceği yeni konferansta bir Türkiye panelinin gerçekleşmesi ve bu panel kapsamında Ukraynalı siyasetçilere, işadamlarına, ülkedeki diplomatlara, medya mensuplarına, kısacası karar sürecine etki edenlere Türkiye ve Ukrayna arasında 2007 yılından beri müzakereleri süren ancak bir türlü neticeye bağlanamayan Serbest Ticaret antlaşmasının bir an önce imzalanmasının faydalarının bir kez daha aktarılması yerinde olacaktır. Bu antlaşma yalnızca ikili ticaret hacmini artırmayacak, karşılıklı doğrudan yatırımları da ivmelendirecektir. Kyiv Post yönetimi de bizimle aynı düşünüyor olacak ki, bu konferansta özel bir Türkiye paneli yapılması konusunda prensipte anlaşmış durumdayız. Ukrayna Türk iş dünyası kadar ülkemizdeki öncü işadamı organizasyonlarının da böyle bir süreci yakinen takip etmesi ve desteklemesi konferansın boyutlarının çok ötesinde bir katkı sağlayacaktır.

Burak PEHLİVAN
.

Share on Facebook97Share on Google+0Share on LinkedIn49Tweet about this on TwitterPin on Pinterest0

Aşağıdaki butonları tıklayarak, yazıyı arkadaşlarınızla paylaşın!

Leave a Comment

Previous post:

Next post: