Yunanistan Kurtulur mu? , Burak Pehlivan

by burakpehlivan on 07/01/2015

Bu makaleyi, daha Sıriza Yunanistan’da iktidara gelmeden ve Yunanistan, ülkemizin ve dünya kamuoyunun gündemini bu kadar meşgul etmeden önce yazmıştım. Bugünlere gelineceğini 6 ay önce ocak başında öngörmüştüm. Bu yazıyı bir kez daha tüm bunlar yaşandıktan sonra tekrar okumanızı tavsiye ederim, ben öyle yaptım. Pazar günkü referandum sonucunda Yunan halkı bir pozisyon aldı. Sergilenen duruşun hatası da sevabı da önümüzdeki dönemde görülecektir.

2008’den bu yana ekonomik kriz ortamından çıkamayan Yunanistan, 2014’ün son günlerinde hükümetin adayı, eski AB komiseri Stavros Dimas’ın, Cumhurbaşkanı seçilmesi için gerekli desteği Yunan meclisinde 3. tur oylamasında da alamamasından dolayı anayasa gereği 25 Ocak’ta erken genel seçime gidiyor. Hâlbuki demokratik teamüllerin de dışına çıkarak Avrupa Birliği Dimas’ın adaylığını açıkça desteklemişti. Zira AB, IMF ve Avrupa Merkez Bankası’nın oluşturduğu Troyka, Yunanistan’da, 2010 yılından bu yana, toplamda 240 milyar Euro’luk iki yardım paketinin eşliğinde uygulanmaya çalışılan mali programın sürdürülmesinden yanaydı ve programın bir altı ay daha uzatılmasını istiyordu. Seçimlerde ise bu pakete muhalefetini açıkça ilan eden radikal sol ittifak Siriza’nın zaferi bekleniyor. Aslında mevcut iktidar da artık Yunan ekonomisinin düzeldiği ve ülkenin kemer sıkma konusunda yeterli bedeli ödediği düşüncesiyle son mali gözden geçirmelerin birkaç hafta içerisinde sonlandırılarak, mali programı terk etme arayışındaydı ama Troyka ile aralarında paketin devamı noktasında ortak bir dil bulunabilmesi güçlü olasılıktı. Peki, bu günlere nasıl gelindi? Dilerseniz filmi başa saralım.

736827_detay1981 yılında gerçekleşen Avrupa Ekonomi Topluluğu(AET) üyeliği sonrasında, Yunanistan çok ciddi kaynaklar elde etti. Ülkenin altyapısı, topluluk menşeli krediler ve hibeler ile yenilenip, geliştirilirken, ülkeye yabancı sermaye akımında patlama yaşandı. Kamuda çalışanlar, emekliler yüksek gelir paketlerine kavuştular, reel ücretler hızla arttı. 2004 Atina olimpiyatları için ülke yeniden borçlandı ve büyük yatırımlar yapıldı. Özel sektörün ve kamunun borçlanması, ülkenin Euro Bölgesine girmesi ve uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının objektiflikten uzak, her daim cömert notlandırmalarıyla çok kolaydı. Yapısal sorunlar hep halının altına süpürüldü, daha sonra AB bürokratlarınca ifade edildiği üzere Euro’ya geçiş yapabilmek için sağlanması gereken Maastricht kriterlerine ülke gerçekte ulaşamadığı halde makro göstergeler ile oynanarak bu böyleymiş gibi gösterildi. Tüm bunlarla sanal bir refah oluşturulurken, sorunlar katlanarak arttı., alınan borçlar faizleriyle birikti, 2008 küresel krizi ise gerçekleri su yüzüne çıkardı.

Yunanistan’ın temel sorunu her şeye rağmen yapısal reformların gerçekleştirilememesidir

Son 6 yılda Yunan ekonomisi %25 oranında küçülürken, bir milyondan fazla Yunanlı işini kaybetti, işsizlik oranı bu konuda AB’de önderliği bırakmayan İspanya’yı bile geçerek %25,9’a ulaşırken, gençlerde ise bu oran %60’u buldu. Alınan tüm önlemlere, açıklanan tüm paketlere, hiçbir ülkeye nasip olmayan yüksek borç silmelere, cömert yardımlara, siyasi ve mali desteklere rağmen Yunan ekonomisi bir türlü ayağa kalkamıyor, zira ülke yeterince üretmiyor ve ekonomi rekabetçi değil. Kronik dış ticaret açığı, kamunun üzerindeki yüksek harcama baskısı giderilemiyor. Devlet, gelirlerini artıramazken, yolsuzlukla mücadelede yetersiz kalınıyor. Halkın gösterdiği görece fedakârlıklara rağmen, onlarca yılda aslında sanal olarak ulaşılmış refah düzeyinin yakalanabilmesi için çok daha büyük fedakârlıklara, daha köklü yapısal reformlara ihtiyaç duyuluyor. Bunun halka anlatılması ve halkın ikna edilerek, reformların uygulamaya geçirilmesi ise bugüne kadar sağlanamadı ve kısa vadede de sağlanması kolay gözükmüyor. Onlarca yılda kendi kaynaklarıyla değil el parasıyla yaşanan sanal refahın bedeli son yıllarda ödeniyor ama fatura çok büyük ve ödenmesi de daha yıllar alacak.

yunanistan_icin_iyi_kotu_ve_berbat_senaryolar_h884573

2010 ve 2012 yıllarında Yunan Ekonomisi 2 ayrı Mali Programla desteklendi

2008 yılında başlayan global ekonomik krizin etkileri 2009 yılı sonlarında AB içerisinde Euro krizine yol açarken, krizin en sert hissedildiği ülke Yunanistan oldu.  Yunanistan’ın teknik iflasına ve Euro Bölgesi’nden çıkışına izin verilmezken  ilk kurtarma paketi 2010 yılı mayısında yine bu ülkede uygulanmaya başlandı,  elbette  bu, Yunan halkı için acı ilacın içilmesi demekti. Sendikaların sürekli grev yaptığı, sokaklarında protestoların eksik olmadığı Yunanistan, Türk basınının diline baklava borçlarını bile ödeyemiyorlar tarzında özlü manşetlerle o zamanda düştü. Krizin en yoğun yaşandığı ve artık birbiri ardına tasarruf paketlerinin açıklandığı dönemde Atina’ya bir ziyaret yapmıştım. Aslına bakılırsa, Atina sokakları canlıydı, halk yine alışverişini yapıyor, eğlencesinden, sosyal yaşamından taviz vermiyordu. Televizyon ekranlarına yansıtılan gösteriler, Atina’da Parlamento’nun karşısındaki Sintagma(Anayasa Meydanı’nda) toplanan birkaç yüz kişiden ibaretti ancak medya bu gösterileri köpürtüyor, ülkede adeta bir savaş varmış izlenimi veriyordu. Konuştuğum bir Yunanlı işadamı,” bu gösteriler hükümeti sıkıştırıyor ama bir yandan da Troyka’ya karşı elini güçlendiriyor zira, mali pazarlıklarda daha fazla taviz koparıyor, daha fazla borcu yeniden yapılandırıyor” derken, daha sonra yaşananlar işadamını haklı çıkarıyordu.

 

Avrupa Birliği Euro Krizi korkusuyla Yunanistan’da büyük borç silmeler yaptı

Batılı aydınlar tarafından, Avrupa değerlerinin yükseldiği saç ayağının Roma ve Hristiyanlık ile birlikte üçüncü parçası kabul edilen Eski Yunan’ın, bugünkü mirasçısı varsayıldığı için Yunanistan, Avrupa içinde zaten her zaman özel bir konuma sahip olmuştu. Ancak, 2012 Mayısına gelindiğinde parçası olduğu Euro Bölgesindeki krizin, Portekiz, İspanya, İtalya gibi ekonomilere köklü bulaşma riskinin, ortak para biriminin sonunu getirebileceği düşüncesiyle, şu anki başbakan Samaras’ın o tarihte yeni oluşturulan koalisyon hükümeti AB’den, özellikle Almanya’dan büyük tavizler aldı. Yunan tarafının bitip tükenmez taleplerine rağmen Yunanistan güçlü bir biçimde desteklendi. AB kökenli bankaların, fonların verdiği kredilerin anaparalarının ve faizlerinin hatırı sayılır bir kısmı tıraşlanırken, kalan bölümünün kapatılması için, Avrupa Birliği istikrar fonu, Avrupa Merkez Bankası ve IMF yeni krediler açtı.

yunanistan_krizi_nationalturk_008

Yunanistan yapısal sorunlarını çözemedi, özellikle nüfusun yaşlılığı, emeklilik ve kamu harcamaları büyük sorun

Yunanistan, Dünya Bankası’nın 2012 tarihli raporunda emekli maaşlarının gayri safi milli hasılaya %13.5 oranıyla dünyada Ukrayna ve İtalya’nın ardından 3. sırada geliyordu. Fotoğrafın vahametini ortaya koymak açısından Türkiye ve ABD’de bu oranlar sırasıyla %6,2 ve %6. Üstelik, Japonya, Almanya ve İtalya’dan sonra ise 65 yaşındaki nüfusun toplam nüfusa oranının en yüksek olduğu ülke yine Yunanistan. Ancak bu ülkelerden farklı olarak Yunanlılar emekli olduklarına ciddi maaş kesintisine uğramıyorlar ve memurlar çalışırken aldıklarını maaşın %97’sini almaya devam ediyorlar, bu bütçe üzerinden korkunç bir yük demek ve bu durumun birkaç yıl içerisinde değiştirilmesi mümkün değil. Yunanistan’da reformlar adı altında, Troyka’nın zorlamasıyla, evet bir miktar kamu görevlisinin işine son verildi, çalışanların emekli olma süreleri uzatılırken, asgari ücret düşürüldü, özelleştirme hızlandırılmaya çalışılırken, vergi gelirleri görece artırıldı. İşgücü maliyetleri son 6 yılda Euro bölgesinde %5 artarken, bu önlemler sonucunda Yunanistan’da ise yaklaşık %12 küçüldü. Kamu harcamalarında %27 oranında azalmaya gidildi. Bunlarla aslında ülke, Euro bölgesinde bir miktar rekabet avantajı kazandı ancak AB, Euro Bölgesinden, dünya ise AB’den ibaret değil. Yunanistan’da işgücü maliyetleri, değerli Euro, alınan borçlar, hayali istatistikler ile zaten çok şişmişti. 2013 yılının başlarında Atina’da görüştüğüm bir Yunanlı sanayici “aynı üretim kalitesine sahip ve yine AB üyesi olan komşumuz Bulgaristan’daki tesisimdeki işgücü maliyetlerim Yunanistan’a nazaran %35 daha düşük bundan dolayı ihracata dönük üretimimi, ülkemde değil, orada yapıyorum” demişti ve haksız değildi. Neticede, Yunanistan’ın en büyük sosyal güvenlik fonu olan IKA’ya kayıtlı işyeri sayısı 2008 yılından bu yana %40  varan oranda azaldı, on binlerce işletmenin kapısına kilit vuruldu. Özelleştirme gelirlerine ve vergi sisteminde yapılan tüm reformlara rağmen, küçülen ekonomiden dolayı kamunun gelirlerindeki %14’lük azalma ise engellenemedi.

150920130812476278542_3

İktidarın en güçlü adayı Radikal Sol İttifak Siriza, yeni bir borç tıraşlaması istiyor

6 yıldır ilk kez 2014’ün son çeyreğinde ekonomide ufak bir büyüme sağlandı. Yunan halkı bitmez tükenmez önlemlerden, biri kapanırken, diğeri açılan tasarruf paketlerinden bunalmış durumda. Fazlasıyla bedel ödendiğini ve Avrupa Birliği’ne yeterince taviz verildiğini keskin söylemler ile dile getiren radikal sol ittifak Siriza’nın genç ve karizmatik lideri Aleksis Tsipras’ın popülaritesi bu yüzden tesadüf değil. Liderliğini yaptığı ittifakın seçim programının temelini Troyka karşıtlığı ve ülkede kemer sıkma politikalarına son verilmesi oluşturuyor. Tsipras’a göre, tasarruf programı ve reformlar rafa kaldırılmalı, özelleştirmeye son verilmeli, Yunanistan’ın borçlarında üçüncü kez ve güçlü bir tıraşlama yapılmalı. Almanya’nın II. Dünya Savaşı’nda Yunanistan’a verdiği zararlar için tazminat ödemesi gerektiği bile ittifak sözcüleri tarafından zaman zaman dile getiriliyor. İttifak lideri Aleksis Tsipras ise, “ 2015 yılı Yunan halkı için değişimlerin, haysiyet ve asaletin yılı olacak” diyor. Biz de inşallah diyerek bu temennisine, ülkedeki değişimlerin olumlu olması koşuluyla katılalım.

ispanyada_borsa_yukseliyor_faizler_geriliyor_h87139

AB ve Almanya’nın tutumu bu sefer 2012 yılından farklı olacak.

Siriza’nın, halk tarafından tutulmasının bir nedeni de, AB’yi 2012 yılındaki seçimler sırasında olduğu gibi daha fazla tavize zorlamak ancak bu sefer AB’nin, özellikle Almanya’nın tutumu farklı. Bunun işaret fişeğini Almanya’daki iktidar partisi CDU’nun grup başkanvekili Michael Fuchs, Rheinische Post adlı günlük gazeteye verdiği röportaj ile attı. Fuchs, röportajında özetle durumun 3 yıl öncesinden farklı olduğunu, Yunanistan’daki sorunun artık ortak para birimi Euro için sistematik bir risk taşımadığını belirterek, politik şantajlar ile artık bir yere gelinemeyeceğinin altını çizdi. CDU’nun grup başkanvekili artık Yunanistan’ı kurtarmak zorunda olmadıklarını ifade etmekten de kaçınmadı. Bu röportaj sonrasında Alman basın yayın organlarına, Fuchs’u destekleyen birçok kulis haberi, yorum, makale yansıdı. Hatta Alman hükümet kaynaklarına atfen yayımlanan ve Yunanistan’a sert mesajlar içeren yazılar, Berlin tarafından yalanlanmazken, bu koroya son olarak Fransa da katıldı. Tüm bunlar olurken, Aralıkta Yunanistan’dan net sermaye çıkışı 3 milyar euro’yu geçti. Durumun ciddiyetine uyanan başbakan Samaras ise Siriza’yı hedef alarak, Siriza’nın 25 Ocak’ta seçimlerden birinci parti çıkması durumunda Yunanistan’ın iflas etmesinin çok güçlü bir olasılık olacağını seçim konuşmalarında dile getiriyor.

fft99_mf2273968

Yunanistan’ın Drahmi ’ye dönmesi hem Yunanistan ve hem de Euro Bölgesi için doğru tercihtir

AB ve Yunanistan gerçek sorunlar ile hala yüzleşmekten kaçınıyor. Yunanistan’ın Euro Bölgesi’ne hazır olmadan kabul edilmesi büyük bir hataydı. Bugün için bu sistemde tutulmaya çalışılması ise daha büyük bir hata. Euro bölgesi kısmen istikrara kavuşmuş durumda, Yunanistan’daki problemler alınan önlemler ile 3-4 sene zarfında daha izole bir hal aldı, AB bu sorunla yüzleşmek için şu an çok daha güçlü. Yunanistan, Euro bölgesinde kaldığı sürece, borçları ne kadar silinirse silinsin, ne kadar yeni borç alınırsa alınsın ülke için kalıcı bir çözüm gözükmüyor. Yunanistan ekonomisinde büyük yapısal sorunlar var. Ülkenin ihracatı çok zayıf, son yıllardaki çabalara rağmen Yunanistan’ın GSMH’sinde ihracatın oranı AB ortalamasının yarısı civarında. Turizm ve deniz taşımacılığı gibi hizmet gelirleriyle 11,5 milyonluk nüfusun refah içerisinde geçinmesi mümkün değil. Yunanistan, Euro Bölgesinin Milli gelire oranla en borçlu ülkesi, borcun milli gelire oranı 90’lı yıllardaki %80’lük orandan bugün %175’e çıkmış durumda, bu borç sürdürülemez. Siriza iktidarı sanılanın aksine Yunanistan için büyük bir şans olabilir. AB son kez büyük bir borç silinmesine gitmeli ve Yunanistan bunun karşılığında  ulusal para birimi Drahmi’ye  geri dönmelidir. Evet, bu kısa vadede ülke için büyük bir şok, ekonomik küçülme demek ama Yunan ekonomisinin rehabilite olması için  bu son şans.

Drahmi ile birlikte, daha düşük bir milli gelirde denge sağlanacak, yeniden rekabet avantajı kazanılacak, ihracat imkânlarının ortaya çıkmasıyla ülke içinde üretim cazip hale gelecektir. Düşecek varlık değerleri ise ülkeye yabancı sermaye girişini hızlandıracaktır. Bu arada son yıllarda başta Türkiye olmak üzere komşularla gelişen siyasi ve ekonomik ilişkiler, ekonomik kriz ortamına rağmen Yunanistan’ın milli gelire oranla dünyada silahlanmaya en çok para harcayan ilk 10 ülkeden biri olma özelliğini de umulur ki değiştirecektir. Böylece, Yunanistan’ın, hiçbir zaman kullanmayacağı silahlara harcadığı kaynaklar, halkın refah artışına yönlendirilebilecektir.

 

Burak PEHLİVAN

Share on Facebook224Share on Google+0Share on LinkedIn31Tweet about this on TwitterPin on Pinterest0

Aşağıdaki butonları tıklayarak, yazıyı arkadaşlarınızla paylaşın!

{ 1 comment… read it below or add one }

kosta arslanoğlu January 20, 2015 at 17:28

Yunanistanın heyecanla beklenen seçim sonuçları Eurobölgesi ve bütün dünyanın dengelerini değiştirebilir.

Syriza yunan siyaseti göz önünde bulundurulursa parti olarak siyaset tayfında radikal sol bir parti olarak gözüksede, parti içinde bir çok görüşü ihtiva eden bileşenlerden oluşan bir platform partisidir.

Mevcut durumda seçimden tek bir kazanan çıkacağını zannetmiyorum.
Politika uzmanları ve çevreler ikinci bir seçim olabileceği konusunu kabullenmiş durumda.

Yunan hükümeti son beş senedir hükümetin borcunu yaşayan vatandaşların borcu şekline getirerek bütün yükü halktan karşılamak zorunda kaldı.

Yunanistanda çok çok uzun süre kemikleşmiş devlet teşkilatını değiştirmek ülke halkının iç dinamiklerini göz önünde bulundurduğumuz zaman hiç kolay bir iş olmadığını burda onbeş sene yaşayan biri olarak söyleyebilirim.
Şu andaki hükümetin bu değişiklikleri yapmak konusundaki niyetlerinin çok samimi olduğunu ve çok dirayetli davrandıklarını düşünüyorum.
Üst yönetim elinden gelen gayreti gösterse de , bu kadar zaman süren zevk ve alışkanlıklardan faydalanan taban ve diğer halk için daha fazla zaman gerekiyordu zaman yetmedi .

Yapısal reform çok güçlü bir siyasi irade ve halk desteği gerektirir.
Biraz önce değindiğim üzere güçlü bir siyasi irade vardı ama hukümet burokrasisi bu gelişmeleri destekleyemedi, desteklemek istemedi ve sonuca yansımadı.

Yunanistan kurtulur mu ?

İktisatçı gözüyle yaklaşırsak bu borç ülkenin üretim olanakları ile ödenebilecek bir borç değil ve bu herkesçe bilinen bir gerçek .
Yunanistan Euro’yu terk eder mi etmez mi konusuna gelirsek, borcun ödenebilmesi için gereken kalkınma euro para birimi ile gerçekleşemez.
Yunanistan tarım , güneş ve deniz yani turizm üretimi yapan bir ülke .
Senelerdir duyduğumuz armatörlük sektörünün Yunanistana gözle görünür bir faydası yok.
Bankacılık sektörü bir grexit yaşayacak gücte değil.
Halkın bir kısmı son beş senedir yaşanan krizin tüm etkilerini yaşıyor ve gelecek dahil olmak üzere sistem ile alakalı güven duygusunu kaybetmiş durumda .
Yunan siyaseti her şeyi kötü yaptıysa bile lastik patlatmadan frenajı çok çok iyi gerçekleştirdi şimdi yine bu özelliklerini kullanacaklar ve yine hiç bir değişiklik olmayacak .
Hem Avrupa hem Yunanistan için henüz tüm zaman kullanılmadı.
Yunanistan için hala Eurodan çıkış bir tabu ve Almanya daha istediği her şeyi almayı beceremedi . Vakti yetmedi.
Nihai olarak nufusun az olması bence ortaya çıkacak zorluğun derecesini azaltıyor ama kurtuluş eurodan çıkış ve üretim faktörlerinin ( daha çok turizm anlamında ) yurtdışı yatırımcılarına işlet ve devret şeklinde devredilmesi ile olacak . Bu model bizim alışkın olduğumuz yap işlet devretten biraz farklı olacak.Yunanlilar doğal tabiat ve doku konusunda çok hassas onun için olduğu şekilde işlet ve devret modeli üzerinden gidecekler.
Sonuç olarak bence krizler bir ülkede sonsuza kadar kalmaz ve kronik resesyon tabirine kişisel olarak inanmıyorum.
Yunanistanın kurtulmak istediğini Eurodan çıkmak istediği zaman düşünmeye başlayacağım çünkü kurtulmak için önce kurtulmak istemek gerekiyor.

Kosta Arslanoğlu
00306982481534
00905324266251
kostas@investgreece.gr

not : Her iki ülkede de yaşadığım için Türkiyede ve Yunanistanda duymaktan bıktığım her iki halk aslında birbirine benziyor teranesinin gerçekle uzaktan yakından hiç bir ilişkisi yok benzer yemekleri yemek insanları benzer yapmıyor.
Yunanlılar hiç öngörülebilir bir halk değil ve çok şahsına münhasır bir toplum. Yunanlıların çoğu son beş senedir üşümek pahasına kalolifer yakmadı ama herkes kahvesini içmek için dışarıya çıktı .
Bazen ben bile kriz var mı yok mu tartışmasını kendi içimde yaşarken yakalıyorum kendimi. En sonunda Erol Manisalı hocam aklıma geliyor o hep ekonomide sahipsiz para yoktur derdi . Bu ülkenin borcu mutlaka bir yerde varsa ve birilerindeysi Yunanistan niye kurtulmasın 🙂

Reply

Leave a Comment

Previous post:

Next post: