Çek Cumhuriyeti’nin pek bilinmeyen hazinesi: Brno

by burakpehlivan on 22/09/2014

573px-Brno_Montage_III
Çek Cumhuriyeti gündeme gelince hemen akla tarihi başkent Prag ya da Avrupa sosyetesinin ve Rus zenginlerinin gözde ılıca merkezi Karli Vari gelir, ancak Doğu Avrupa’nın en eski ve büyük fuar merkezlerinden biri olan ülkenin doğusundaki Brno, mutlaka gezi ajandasına yazılması gereken bir şehirdir. Slovakya’nın başkenti Bratislava’ya 130 km mesafede yer alan şehre, Prag ve Viyana’dan da karayolu ile birkaç saatte ulaşmak mümkün. Tarihi Moravya Bölgesi’nin geçmişte başkentliğini yapmış olan kent, bugün ise bölgenin kültür, sanat ve ticaret merkezi. Brno, Çek Cumhuriyeti’nin adli başkenti vazifesini de görüyor, şehir, Çek Anayasa Mahkemesi’ne, Yargıtay’ına ve Danıştay’ına ev sahipliği yapıyor.

IMG_03421 Fotoğraf: Murat Eray Korkmaz

Ülkenin ikinci büyük yerleşim yeri olan ve yalnızca 380 bin nüfusa sahip Brno ile tanışmam yine Doğu Avrupa’daki bir başka önemli fuar şehri olan Filibe ile tanışmamla aynı gerekçeye dayanır. Burada her eylül ayında düzenlenen makine fuarına, o dönemde çalıştığım makine firması katılım göstermişti. Çek Cumhuriyeti, henüz AB üyesi değildi ama üyelik için gün sayıyordu. Brno’ya bu ilk ziyaretimde, iş yoğunluğundan dolayı kenti ayrıntılı bir biçimde gezmeye fırsatım olmamıştı ancak yaşamım boyunca unutmayacağım bir anımı burada sizler ile paylaşmak isterim.
05_brno-st-peters-dome-inside
Kaldığımız otelin lobisinde, patronumu beklerken bara geçmiş kendime bir kahve söylemiştim. Orta yaşlı barmen ile bir konuşma başlatmak için, “badvayzır” satıp satmadıklarını sordum. Barmen düzgün ama bir o kadar da belirgin Doğu Avrupa aksanlı İngilizcesi ile karşısındakinin 20’li yaşların hemen başlarında olduğuna aldırış etmeden, “Sör, müsaade ederseniz size bir şey anlatmama izin verin?” diye söze başladı. Ben elbette anlamında bir mimik yapınca, “Dün, Eurosport’ta milli takımımızın maçını izliyordum, spiker sürekli olarak bir futbolcumuzun ismini yanlış telaffuz ediyordu ancak bu telaffuz o futbolcumuzun ne bizim gözümüzdeki değerini ne de ismini değiştirmedi” diyerek sözlerine devam etti. Bilge barmen, “ülkemizin zor zamanlarında Amerikalılar bizim Budvayza’mızı* götürdüler, kendi ülkelerinde markalaştırdılar ancak biz Çeklerin gözünde bu içecek her zaman bir Çek içkisi, Budvayza olarak kalacak, eğer Budvayza isterseniz bizde bulunuyor ancak Badvayzır burada satılmıyor” diyerek gülümsedi. Kültürüne, kendi ülkesinden çıkan bir markaya bu 50’li yaşlardaki Çek barmenin sahip çıkışı beni çok etkilemişti. Patronun gelişi uzarken bu bilge kişiyle sohbetimiz koyulaştı, şehri ve ülkesini konuştuk, Brno’ya bir kez daha mutlaka gelmeye o sohbette karar verdim; markalaşmaya verdiğim önemde ise kuşkusuz bu sohbetin payı vardır.
stock-footage-tulcea-romania-august-romanian-traditional-dance-at-the-international-folklore-festival-on
Brno’ya ilk gidişimin üzerinden 10 yıldan fazla bir zaman geçmiş. Bratislava’da kiraladığımız arabayı park ediyor, şehrin ana meydanına doğru yürüyoruz. Kulağıma, hiç de yabancı olmayan bir dil çalınıyor. Meydana yaklaştıkça, kurulan sahnede Ukrayna yerel giysileri giymiş, coşkulu bir biçimde dans eden, bir yandan da şarkılar söyleyen dans grubu belirginleşiyor. Ne ilginç bir tesadüf ki, şehre ikinci ziyaretim aralarında Ukraynalı folklor ekibinin de yer aldığı 14 orta ve doğu Avrupa ülkesinin katıldığı Babylon dans festivaline denk gelmiş, hem de bu 14 ülkenin gösterilerinden, Ukrayna’nın gösterisine. Ukrayna grubunun performansını izliyor, oyuncuları birkaç Ukraynaca sözcük ile tebrik ediyoruz. Başka bir ülkede kendi dillerinden kutlanmak onları şaşırtıyor, bir o kadar da mutlu ediyor, sevindiriyor. Kiev’de yaşayan Türkler olduğumuzu söyleyince, Türk halkoyunlarına hayranlıklarını dile getiriyorlar, bu sefer sevinme sırası bize geçiyor. Temsil sonrası şehri gezmeye devam ediyoruz.

Brno’nun, eski şehir bölgesi oldukça geniş bir alana yayılmış. Çok sayıda tarihi yapı, heykeller, çeşmeler, meydanlar, bu meydanlarda ve geniş sokaklarda kafeler restoranlar oldukça dikkat çekiyor. Şehrin ana meydanın hemen yanında Yeni Rönesans Tiyatro Binası, 1881-82 yıllarında inşa edilmiş. Tiyatro, tamamı Edison’un yeni buluşu elektrik lambalarıyla aydınlatılan Avrupa’nın ilk tiyatro binasıymış. Bu, bugün için sizlere şaşırtıcı gelebilir ancak, bugünkü Çek Cumhuriyeti ve Brno o dönemde parçası olduğu Avusturya Macaristan İmparatorluğu’nun görece en müreffeh bölgesiymiş. Tiyatro binası şık Malinovskiy Meydanını süslerken, diğer tiyatro Reduta ise, Orta Avrupa’daki en eski tiyatro binası olma özelliğine sahip.
brno1

Şehrin bir başka önemli bölgesi Petrov semtindeki, Aziz Peter ve Paul Katedrali eşsiz mimarisi ile ilgi çekici binalardan biri. 19. yüzyılın son çeyreğinde yeni gotik mimaride inşa edilen yapının bulunduğu yerde daha önce var olan katedralin barok stilindeki özgün parçaları da bu katedral inşasında kullanılmış. Dolayısıyla binada yeni gotik mimari ile barok mimarinin sentezine rastlanabiliyor, Brno gibi küçük bir şehir için oldukça görkemli bir ibadethane. Aziz James Kilisesi ise bir başka görülmesi gereken dini yapı. Ancak, Brno’ya gelip de ziyaret edilmeden gidilmeyecek esas eser ise Spilberk Kalesi. Kente tepeden bakan bu kale-şato, Avusturya Macaristan İmparatorluğu zamanında rejime karşı gelenlerin tutuklu tutulduğu ve türlü işkencelere maruz bırakıldığı bir yermiş ve tüm imparatorlukta bu yönüyle bilinir, şatonun görkemi ve korkunç ünü tüm imparatorluğa yayılırmış.

Ülkede para birimi Çek kronu ama hesabı istediğinizde fatura hem kron hem de euro olarak geliyor. Dolayısıyla euro bulundurmanız ve kullanmanız yeterli. Kültürel, sanatsal ve tarihi açıdan zengin bir ülke Çek Cumhuriyeti ve aynen başkent Prag’ ta olduğu gibi Brno da bu zenginlikten nasibini almış. Bununla beraber bölgedeki birçok ülkede olduğu gibi yerel mutfak ne yazık ki pek zengin değil. Patates ve et ağırlıklı birkaç yemek dışında aslında pek bir mutfaktan da söz edemiyoruz. Eğer seyahatlerimde iddialı mutfak olmazsa olmaz demiyorsanız, kendinize bir güzellik yapın ve bir hafta sonu uçağa atlayın, Prag, Bratislava ya da Viyana üzerinden bu küçük ama bir o kadar da özel Orta-Doğu Avrupa şehrini görmeye zaman ayırın. Emin olun pişman olmayacaksınız.

Burak PEHLİVAN

*Budweiser isimli içecek markasının, Çekçe ya da Almanca söylenişi. Bu içki, bugün hem ABD’de hem de Çek Cumhuriyeti’nde ayrı olarak üretiliyor.

 

Share on Facebook122Share on Google+0Share on LinkedIn29Tweet about this on TwitterPin on Pinterest0

Aşağıdaki butonları tıklayarak, yazıyı arkadaşlarınızla paylaşın!

{ 2 comments… read them below or add one }

Yulia Stadnik October 5, 2014 at 13:40

buyuk bir zevkle okudum, guzel yazi icin tesekkurler 🙂

Reply

burakpehlivan October 7, 2014 at 10:31

Yulia Hanım, teşekkür ederim.

Reply

Leave a Comment

Previous post:

Next post: