Batı, Ukrayna’da ne yapabilir, ne yapmalı?, Burak Pehlivan

by burakpehlivan on 21/03/2014

KAZANEVSKY-Ukraine-Europe

Bugün ne Kırım’ı, ne Ukrayna Rusya sınırındaki gerginliği, ne Obama’nın “Rusya ile savaşmayacağız, Ukraynalılar’ın da savaşmasının uygun olacağını düşünmüyorum” demecini, ne Putin’in Rus Çarları’nın zafer konuşmalarını yaptığı Kremlin Sarayı’nın Georgiyevskiy Salonu’nda düzenlediği Kırım’ın Rusya’ya “katılım” törenini, ne NATO’nun tutumunu, ne de uluslararası toplumun son günlerde yıldırım hızıyla gerçekleşen diğer gelişmeler karşısındaki adet yerini bulsun tarzındaki açıklamalarını, eylemlerini yazacağım. Rusya ve Batı bloğu arasında artan güvensizliği, bu ülkeyi geri adım attırmak için uygulanması planlanan sert diplomatik ve ekonomik yaptırımları, yeni bir Soğuk Savaşın kapıda olup olmadığını, jeopolitik analizleri Türkçe’nin de aralarında olduğu onlarca dilde yazan yeterince stratejist, politikacı, diplomat ve yazar var. Bu konuda yalnızca şunu söylemek istiyorum ki bundan 3-5 yıl öncesinden belirgin bir biçimde farklı olarak, Ukrayna ve bölge konusunda ilgisi ve bilgisi artmış, derinlemesine analizler yapabilen, çok sayıda uzman ülkemizde yetişmiş. Bu sayede gelişmeleri yalnız Rusça ve İngilizce kaynaklardan değil, Türk bakış açısıyla da okuma, takip etme imkanımız oluyor ki bu da gerçekten güzel bir gelişme.

1390700022-ukrainian-euromaidan-protest-march-and-rally-in-london_3759704

Ukrayna’da herkesin ortak derdi ekmek

Ben, bugün bu yazıda, Donetsk’te yerin 300 metre altında kömür çıkarmak için çalışan madenciden, Odesa Limanı’ndaki denizciye, daha iyi, daha özgür bir yaşam umuduyla Maydan eylemlerine katılmak için tarlasını bırakıp Kiev’e gelen elleri nasır tutmuş Lutsklu çiftçiden, bugünkü kriz ortamında çalıştığı yabancı sermayeli firmada her gün işini kaybetme korkusu yaşayan Kievli ofis çalışanına, Ivano-Frankovsklu orman işçisinden, Çernigov’da yaşayan ve Sovyet döneminin sosyal haklarını özleyen emekliye; Ukrayna’da yaşayan herkesin ortak derdini ekmek kavgasını, ekonomiyi yazacağım. Zaten başlıktaki sorunun cevabını vermek de çok basit ama bunu gerçekleştirmek de bir o kadar zor. Ukrayna’nın daha çok ve daha rekabetçi üretebilmesi için Batı’nın yardımına, yani yatırıma, paraya hem de yarın değil bugün ihtiyacı var.

268548

Ambargolar bölgedeki ülkelere karşılılıklı olarak zarar verecektir

Tüm bu gürültü ve kargaşada ekonomi gözden kaçmamalı. Ukrayna’da geçici hükümetin ekonomi bakanı Pavel Şeremeta’nın, Ukrayna’nın 5 yıl içerisinde Dünya Bankası İş yapma kolaylığı endeksinde ilk 10’a girmesi ve kişi başına milli gelirin bugunkü 4000 dolar seviyesinden, 10 bin dolara ulaştırılması hedeflerini ifade etmesi bile bu kargaşada ekonominin unutulmadığını göstermesi açısından önemli. Ukrayna’da geçici hükümet zamana karşı yarışıyor. Her geçen gün ödeme ve borç yükü artarken, istikrarsız ortamda hazine gelirleri ise o oranda artmıyor. Belirsizlikte zaten azalan yabancı sermaye, yatırımlar konusunda çok daha hassas davranırken, Rusya ile sıkıntılar ülkenin en büyük ihracat pazarına çalışan başta makine, demirçelik, süt ürünleri, şekerleme fabrikalarının gelirlerini düşürme riski taşıyor. Oluşacak olası ekonomik ambargolar bölge ekonomilere karşılıklı olarak zarar verecektir ve ne yazık ki Ukrayna ekonomisinin direnci yüksek değil.

Ukrayna AB ve Rusya arasında bir köprü olabilir mi ?

Ukraine_EU_RussiaSoğuk Savaşın efsanevi dışişleri bakanı Kissenger, Ukrayna, Batı İttifakı ile Rusya arasında tercih yapmaya zorlanmamalı derken, Başkan Carter’ın ulusal güvenlik danışmanı Zbigniew Brzesinki göre, Ukrayna, Finlandiya’nın yolunda yürümeli, AB ülkesi olan bu ülke hiçbir şekilde Rusya karşıtı algılanabilecek askeri ve siyasi ittifakların parçası olmamayı benimsemiş durumda. Hem Rusya ile, hem parçası olduğu AB ile hem de Dünya’nın geri kalanıyla son derece iyi ekonomik ilişkiler kurmuş bir ülke Finlandiya. Ukrayna bu deneyimden yararlanabilir mi? Nasıl Türkiye Doğu ile Batı arasında bir köprü olarak konumlanıyorsa, Ukrayna da Rusya başta olmak üzere eski Sovyet Cumhuriyetleri ile Avrupa Birliği arasında ilişkileri güçlendiren, kolaylaştıran bir örnek haline gelebilir mi? Bir gün üyesi olacağı AB içerisinde Rusya ile en iyi ilişkilere sahip, komşularıyla geliştirdiği güçlü ticari ve kültürel yakınlıkla, bölgedeki istikrar ve barışa hizmet eden bir refah ülkesi. Bu senaryonun gerçekleşmesi mümkün mü? Bunu bilmiyoruz, ama bildiğimiz bir konu varsa, o da şu; Ukrayna tüm dünyanın ortak çabasıyla bölgede bir çekim merkezi olarak konumlandırılmalı.

EU_Kiev_2

Ukrayna’ya yapılacağı açıklanan mali yardım ve krediler yetersizdir

Hayata bozma penceresinden çok yapma penceresinden bakmayı severim. Elbette Batı Rusya’ya bazı mesajlar vermek isteyecektir. Diplomatik, mali ve ticari yaptırımlar ise bu mesajın içeriğini oluşturabilir. Ancak burada çok hassas bir denge takip edilmeli. Mesajın en güçlü yönü neden Ukrayna ekonomisinin desteklenmesi yönünde verilmemeli ki?

Dünya Bankası, gerekli reformların yapılması durumunda 3 milyar $ kredi taahhüt etmiş durumda. Kurum açıklamasında, olası bir yardım programının ekonomik istikrarı sağlamaya, rüşvetle mücadele etmeye ve enerji sektöründe reforma hizmet edeceği de ifade edildi. ABD 1 miyar dolar, Kanada 220 milyon dolar verirken, AB’nin mali paketi ise 11 milyar €. Ancak bu rakamlar çok yetersiz. Kaldı ki bu paketlerde geçen rakamların bir bölümü her yıl Ukrayna’da verilen rutin kredilerden oluşuyor. Bir örnek vermek gerekirse AB’nin 11 milyar €’luk yardım paketinin 5 milyar €’luk en önemli payını üstlenen Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası zaten her yıl bu ülkede ortalama 1 milyar € kredi kullandırıyordu. 3 yıllk bir perspektif düşünürsek, yıllık ek kredi imkanı 600-700 milyon €’ya düşüyor. Ayrıca AB komisyonu, daha önce Ukrayna’nın hakettiği ancak bir önceki hükümetin performans eksikliğinden dolayı dondurulmuş olan bazı kalemleri serbest bırakarak Ukrayna’ya verilen paketi genişletmiş gibi yaptı, ortada iyi ambalajlanmış ama içeriği yetersiz bir paket var. AB, bu ülkenin ihtiyacının ve beklentilerini altında bir mali yardım yaparsa sonra pişman olabilir. Ukrayna’ya çok daha büyük ölçüde ve hızda yardımın gündeme gelmesi hem Ukrayna’nın refahı hem de bölgenin istikrarı içi çok önemli.

IMF kredisi ancak mevcut borç servisini karşılar

Ukrayna’da geçici hükümetin maliye bakanı Şlapak’a göre, bu yıl ülkenin 10 milyar $ dış borç ödemesi yapması gerekiyor. Bir o kadarlık fatura da gaz ithalatı için ödenecektir. Maaşların, emekli ödemelerin, sosyal transferlerin zamanında ve tam yapılabilmesi için de hatırı sayılır bir kaynak gerekecek. Büyüyemeyen ekonomi, düşen ithalatın gümrük vergileri üzerindeki olumsuz etkileri bütçedeki gelir kalemlerini düşürecektir. Böyle bir ortamda ağırlığı altyapı yatırımları ve reformların finansmanında kullanılacak uluslararası finans kurumları kredileri, nakit ihtiyacına çare olamaz. IMF’nin 15 milyar dolarılık paketi ise daha ziyade ülkenin bu yıl ve gelecek yılkı dış borç servisinde kullanılacaktır.

Ukraine-EU-Russia

Ukrayna, Polonya; içinde bulunduğumuz dönem ise 1990’lı yıllar değil

Para birimindeki devalüasyon, IMF’nin ve Batı ittifakının reform talepleri ki biz Türkler bunun anlamının kemer sıkma ve acı ilaç içme olarak çok iyi biliyoruz, zaten kırılgan olan ülkenin iktisadi ve siyasi dengesinde ancak kolaylaştırıcı enstürmanlar vasıtasıyla uygulanabilir. Hep verilen Polonya örneği ne yazık ki Ukrayna için o kadar da doğru bir örnek değil. Polonya, Sovyetler Birliği’nin çöküşü sonrasında, Rusya’nın kendi derdine düştüğü bir ortamda 1999 yılında NATO’nun, 2004’te ise AB’nin bir parçası oldu. Ülkenin 90’ların başında dibe vurmuş siyasi ve ekonomik sisteminin reform yapılarak düzeltilmesi dışında başka bir seçeneği yoktu ve halkın buna itirazı olamazdı. Başta Almanya olmak üzere AB ülkeleri ise o dönemde Doğu Avrupa ülkelerinin dönüşüm sürecinde hem Avrupa’nın Güvenlik Politikası gereği hem de AB’nin güçlü bir ekonomik dönem yaşamasından dolayı oldukça cömerttiler. Bugün ise bu ortam Ukrayna için geçerli değil.

AB, Ukrayna’ya hala tam üyelik perspektifi vermedi

Ukrayna’nın kişi başına geliri, 90’ların başında hem Rusya Federasyonu’nun hem de Polonya’nın gelirlerinin üstündeydi. Aradan geçen 20 yılda Rusya petrol ve doğalgaz gelirleri sayesinde, Polonya ise AB’nin güçlü mali fonlarının desteğiyle gerçekleştirdiği siyasi ve ekonomik reformlar ile kişi başına gelirde Ukrayna’yı kat be kat katlamış durumdalar. Ukrayna’nın AB tercihi -ki hala AB bu ülkeye üyelik perspektifi bile vermemiş durumda-, tek başına ülkeye refah maalesef getirmez. Batı da Rusya da artık bu ülkeyi bir tercih yapmaya zorlamamalı. Ukraynalılar kendi özgür iradeleriyle kaderlerini tayin etmeliler.

Ukrayna’yı desteklemenin en iyi yolu, Ukrayna’da bir başarı hikayesi yazmaktan geçiyor.

Batı’nın, Ukrayna konusunda atabileceği ve atması elzem olan önemli siyasi, ticari ve ekonomik adımlar var. Özellikle AB söz ve söylemlerden, eyleme artık geçmelidir. Öncelikle, AB kamuoyunun Ukrayna’ya sempati ile baktığı bu dönemde, ülkeye tam üyelik perspektifi verilmeli ve vize kaldırma görüşmeleri hızlandırılmaldır.  AB, ABD ve Kanada’nın oluşturduğu blok eğer Ukrayna’yı gerçekten desteklemek ve Rusya’yı yaptıklarından dolayı cezalandırmak istiyorsa, Ukrayna’yı tarihte hiç görülmemiş bir biçimde ekonomik olarak desteklemelidir. Sözde değil özde olacak bu yardımlar ile Ukrayna ekonomisi ayağa kalkmalı ve Ukrayna bölgede örnek bir ekonomi haline getirilmeldir. Maaş ödemelerini, sosyal transferleri yapmakta zorlanan, büyük borç ödemelerine sahip ülkenin acilen mali desteğe ihtiyacı var. Memur maaşlarının 200 dolarlar seviyesinde kaldığı bir ortamda, yolsuzluk, rüşvet nasıl engellenebilir, reformlar nasıl gerçekleştirilebilir ki? Destek hem büyük olmalı hem de zamanında gerçekleştirilmelidir. Zaman, kozmetik paketler ile top çevirme değil, icraat yapma zamanı. Avrupa’nın en büyük hümanistlerinden Skovorada’nın, adına dünyanın dört bir tarafında binlerce anıt dikilen Taras Şevçenko’nun torunları daha iyi, daha özgür ve refah içerisinde yaşamayı fazlasıyla hakediyorlar. Ancak bunun gerçekleşmesi için Dünya’nın desteğine bugün her zamankinden çok ama çok  daha fazla  ihtiyaçları var.

Burak PEHLİVAN

Share on Facebook196Share on Google+0Share on LinkedIn15Tweet about this on TwitterPin on Pinterest0

Aşağıdaki butonları tıklayarak, yazıyı arkadaşlarınızla paylaşın!

{ 2 comments… read them below or add one }

Yulia Stadnik March 27, 2014 at 12:47

”Avrupa’nın en büyük hümanistlerinden Skovorada’nın, adına dünyanın dört bir tarafından binlerce anıt dikilen Taras Şevçenko’nun torunları daha iyi, daha özgür ve refah içerisinde yaşamayı fazlasıyla hakediyorlar.” – ağzınıza sağlık, çok guzel bir yazı.

Reply

burakpehlivan April 7, 2014 at 18:32

Teşekkür ederim Yulia Hanım.

Reply

Leave a Comment

Previous post:

Next post: