Ukrayna’da Yeni Hükümet ve 2013’de Ülkeyi Bekleyen Zorluklar

by burakpehlivan on 10/01/2013

Вкладчики Родовида пикетируют Нацбанк

Bölgeler Partisi, 28 Ekim seçimleri sonrasında parlamentoda 226 kişilik çoğunluğa ulaşamasa da, grubunda yer alan 210 milletvekili, 32 milletvekiline sahip Komünist Partisi ve bazı bağımsızların dışarıdan desteğiyle, hükümeti kurmayı başardı. Ukrayna’nn en uzun süreli görevde kalan başbakanı olan Nikolay Azarov başkanlığındaki kabinenin bir önceki Azarov kabinesine göre gençleştiği ve daha teknokrat isimlerden oluştuğu göze çarpıyor. Deneyimli ve çalışkan bir teknokrat olan başbakanın, birinci yardımcılığına 36 yaşındaki eski Merkez Bankası başkanı Sergey Arbuzov getirilirken, bir diğer başbakan yardımcısı, valilik görevinde bulunduğu Dnipropetrovsk’da önemli başarılara imza atarak, şehre önemli miktarda yabancı sermaye çeken 38 yaşındaki Aleksandr Vilkul oldu. Önceki kabinede sırasıyla dışişleri ve enerji bakanlıkları yapan Konstantin Grişçenko ve Yuriy Boyko ise diğer başbakan yardımcılığı koltuklarına oturdular. Finans Bakanlığı görevine 39 yaşındaki Yuriy Kolobov yeniden atanırken, Ekonomik Kalkınma ve Ticaret Bakanlığına ise Yuriy Praslov getirildi. Ukrayna Vergi İdaresinin eski başkanı 32 yaşındaki Aleksandr Klimenko ise Vergi ve Gümrük İdarelerinin birleştirilmesiyle ilk kez oluşturulan Gelirler ve Gümrük Bakanlığı’nın başına geçerek kabinenin en genç ismi özelliğine kavuştu.

Önemli reformlara imza atması umulan yeni kabineyi iç ve dış ekonomik gelişmelerin ışığında oldukça zor bir yıl bekliyor. 2012 yılında kayda değer büyüme oranı açıklaması beklenmeyen Ukrayna’da 2013 yılında ise IMF tahminlerine göre %3,5-4’lük bir büyüme gerçekleşecek. Ancak elimizdeki istatistikler ışığında ve mevcut dış ekonomik konjonktürde bu büyüme rakamına ulaşılması hiç de kolay gözükmüyor. 2013 yılının başında açıklanan verilere göre, 2012 yılında birçok sektörde kan kaybı yaşanmış durumda. Stoliçnaya Nidivijimost adlı emlak sitesinin bildirdiğine göre, başkent Kiev’de emlak fiyatları bir yılda ortalama %5 düşerken, Ukrayna’da inşaat faaliyetleri geçen yılın gerisinde kaldı. Ülke ihracatının %30’dan fazlasını yapan metaluriji sektöründe ise artan enerji fiyatları, dış talebin düşmesi ve yatırım eksikliğinin etkisinde önemli kayıplar var. Ülkenin nihai çelik, pik demir, ham çelik ve çelik boru üretimleri 2012 yılında bir önceki yıla göre %5 ila 10 arasında değişen oranlarda düşerken, sektörde çalışan on binler işsizlikle karşı karşıya gelmekte.

Ukrayna’nın MAU ile birlikte bayrak taşıyıcısı iki havayolundan biri olan ve Kiev’den İstanbul’a haftanın her günü uçan Aerosvit’in 29 Aralık’ta 500 milyon $’ın üstünde bir borçla iflas işlemlerinin başlatılması ise en hafifinden moral bozucu bir haber olarak piyasalar tarafından not edilmiş durumda.

Devalüasyon beklentilerinin seçim öncesi zirveye çıktığı Ukrayna’da, Merkez Bankası’nın yerinde müdahaleleri ve hükümetin kararlı duruşu, grivnada hızlı bir değer kaybına izin vermediği gibi, grivna dolar karşısında az da olsa değer kazandı. Ancak bu başarı döviz rezervlerinde önemli bir kayıp yaşanması pahasına sağlanabildi. Merkez Bankası döviz rezervleri 2012 yılı başında 31 milyar dolarken, yıl soununda %22,8 oranında düşerek 24,5 milyar dolara indi. Bu rezerv miktarı ülkenin yalnızca 3 aylık ithalatını karşılayabiliyor ve devalüasyon baskısı açısından kritik bir seviye.

Ülkenin en büyük döviz gider kalemi olan enerjide Rusya’ya bağımlılığı önemli oranda azaltmaya çalışan hükümet yılda ortalama 40 milyar m3 doğalgaz aldığı Rusya’dan alımı 2012 yılında 27 milyar m3’e düşürmeyi başardı. Bunu sağlamak için, doğalgaz ile çalışan enerji santrallerinin bir bölümünü kömür ile çalışır hale getirmek, enerji tasarrufuna gitmek, iç doğalgaz üretimini artırmak ve ithalatta başka kaynaklar bulmak gibi çok çeşitli yollar izlenmişti. Doğalgaz fiyatlarında önemli indirim karşılığında, Ukrayna’yı Rusya, Beyaz Rusya ve Kazakistan’ın oluşturduğu Gümrük Birliği’ne davet eden Rusya’ya karşılık Avrupa Birliği, Ukrayna’yı, kendisiyle Serbest Ticaret Antlaşmasına gitmeye teşvik ederken, Rusya ile bir gümrük birliğinin bu antlaşmanın imzalanmasına engel olacağının altını net bir biçimde çiziyor. Ukrayna’nın iki oluşumdan birini tercih etmesi ne yazık ki, diğer oluşumu bir noktada karşısınıa alması anlamına gelecektir. Bugüne kadar masada AB’yi de Rusya’yı da iyi biçimde idare eden Ukrayna liderliğinin bunu 2013 yılında ne ölçüde gerçekleştirebileceği de önemli bir soru olarak masada  durmakta.

2013 yılında Ukrayna maliyesi, 5,5 milyar doları IMF’e olmak üzere 8 milyar dolar dış borç ödeyecek. Bu borç ödemesinin IMF’nin ve/veya Rusya’nın desteği olmadan gerçekleştirilebilmesi zor gözüküyor. Yunanistan örneğinde bariz bir biçimde ortaya çıkan uluslararası finans kurumlarının finansal kriterlerden ziyade, siyasi kriterleri ön plana çıkardığı gerçeği, Batı ile uyumlu hareket etmeyen bir iktidarın uluslararası kurumlardan ve piyasalardan finansman oluşturabilmesinin kolay olmadığını bize bir kez hatırlatıyor. Yunanistan’ın yüz milyarlarca dolar borcunu yeniden yapılandıran hatta silen Batı, sıra Ukrayna’ya geldiğinde birkaç milyar dolar için bile çok titiz davranabiliyor.

Düşen demir çelik üretimi, azalan Merkez Bankası rezervleri, Rusya ile Gümrük Birliği, AB ile Serbest Ticaret Antlaşması açmazı, 2013’de başta IMF’e olmak üzere yapılması gereken yüklü dış borç ödemeleri, enerji maliyetlerinin düşürülmesi ve kaynaklarının çeşitlendirilmesi ihtiyacı gibi konuların arka fonunu oluşturduğu bir atmosferde, Nikolay Azarov başbakanlığındaki genç ve teknokrat ağırlıklı azınlık hükümetini oldukça zor bir yıl bekliyor. İş dünyasının talep ettiği yapısal reformların gerçekleştiği, yabancı sermayenin özendirilebildiği, Rusya ve AB ile ilişkilerin uygun bir zeminde idare edilebildiği ve IMF ile kısmen de olsa anlaşılabilindiği takdirde, bu hükümet başarıları ve yaptıklarıyla Ukrayna tarihine geçecektir ve umulur ki böyle olacaktır.

Burak PEHLİVAN

Aşağıdaki butonları tıklayarak, yazıyı arkadaşlarınızla paylaşın!

Leave a Comment

Previous post:

Next post: